birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa birlikteyizbiz
Öğretmenler için, öğretmenlerle elele...
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

YENİ İLKÖĞRETİM PROGRAMLARI

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa -> Yeni Öğretim Programları Değerlendirmeleri
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
birlikteyizbiz



Kayıt: 27 Nis 2006
Mesajlar: 4686

MesajTarih: Cum May 05, 2006 3:00 am    Mesaj konusu: YENİ İLKÖĞRETİM PROGRAMLARI Alıntıyla Cevap Gönder

YENİ İLKÖĞRETİM PROGRAMLARI

Yeni ilköğretim programı, Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen ‘Temel Eğitime Destek Projesi’ (TEDP) Milli Eğitim Bakanlığı’nın Temel Eğitim Reformu Programı’nı destekleme kapsamında planlanmıştır. 5 yıllık yaşam süresi olan proje, karar-verme sürecinde yerinden yönetimin arttırılmış genel çerçevesi içinde, verilmekte olan eğitime erişimi ve eğitimin kalitesini arttırmayı hedeflemektedir. TEDP projesi kapsamında oluşturulan yeni ilköğretim programları Türkiye genelinde 9 ilde yaklaşık 150 okulda pilot uygulamaya konmuştur.

Bizim Kocaeli Gazetesinin haftalık eğitim ekinde yeni programı tanıtacak, öneri ve eleştirileri seslendirecek ve örnek etkinlikler sunacak bir bölüm ayrılmıştır. Bu hafta sizlerle ilköğretim programlarında böyle köklü bir değişikliğe ihtiyaç var mıydı konusunu tartışmak istedik. Bu konudaki görüşlerinizi
Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

adresine e-mail aracılığıyla, 0 262 3249936 numaraya faksla veya
Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

adresine doğrudan mesaj bırakarak iletebilirsiniz.

Bugüne kadar eğitimde şikayetçi olduğumuz noktalar nelerdir?

Okul tüm düşünürlere göre bir değişim kurumudur. Ancak günümüzde okul, kuruluş ve uygulanış amaçları doğrultusunda işlev görmekten uzaklaştır. Okullar işe yaramaz bilgilerin sıkıcı yöntemlerle aktarıldıkları kurumlar haline gelmiştir. Genel olarak, günümüzde ne öğrenciler okula gitmekten memnun ne de öğretmenler yaptıkları işten zevk almaktadırlar.

“Öğrenme” ve “öğretme” anlayışı yanlıştır.

Okullarımızda öğrenme, bilgilerin ezberlenmesi ve sınavda sorulan sorulara ezberdeki bilgilerin verilmesi olarak görülmektedir. Okullarda ne öğreniyoruz? Matematik, Fizik, Kimya, Tarih, Coğrafya, Din Bilgisi ve diğer derslerimizde aktarılan kitaplar dolusu bilgiler bizde ne gibi davranış değişikliklerine yol açtı? Bir çok insan yukarıdaki tanımlardan yola çıkarak okullarda bize verilenin kör bilgi ve kör öğreti olduğu konusunda fikir birliği içerisindedir. Okullar bireysel deneyimlerimizle edindiğimiz öğretiler dışında bizde nadiren ve çok az değişikliğe sebep olmuşlardır. Çünkü okullar bugün öğrenmenin öğretilmek anlamına geldiği kurumlardır. Yani insanların öğrenmelerini istiyorsan onlara öğreteceksin. Daha çok bilgi ezberletip, daha uzun testler çözdüreceksin. Öğrenmek bizim okullarımızda edilgen bir eylemdir. Oysa, Maria Montessori’ye göre "öğrenme sizin yaptığınız bir iştir, size yapılan değil”. Öğrenme tamamen bireysel bir etkinliktir ve birey istediği şeyi, istediği yöntemle, istediği yerde ve zamanda öğrenir. Zorla öğretmek mümkün değildir.



Yukarıdaki resme baktığınızda neler hissediyorsunuz? Bu insanlar ne yapıyor? Neredeler? Bu sorulara kendi kendinize cevaplar vermeye çalışınız, sonra aynı soruları bir başka arkadaşınıza sorunuz. Aldığınız cevaplardan arkadaşınızla yargılarınızın, duygularınızın, düşüncelerinizin ne kadar farklı olduğunu göreceksiniz. Her birimiz birbirimizden farklıyız. Ancak okulda öğretmen 40-50 öğrencinin karşısına geçer ve sanki herkes söylediklerinden, yaptıklarından aynı şeyi anlayacakmış gibi anlatır durur.Halbuki o esnada bütün öğrenciler farklı duygular içerisinde, farklı düşüncelerde, farklı ruh halindedir ve herkes öğretmenin anlattıklarından farklı şeyler anlıyorlardır. O anda sorsanız ve söylediklerimden ne anladınız diye yazdırsanız, aldığınız cevapların çeşitliliği karşısında şaşırır kalırsınız. Aşağıdaki resimde bir derste öğrenciler görülmektedir. Dikkatli bakarsanız her birinin ne kadar farklı şeylerle meşgul olduğunu, farklı şeyler hissettiğini ve farklı davrandığını görebilirsiniz. Her birinin bir başka insan, bir başka duygu, bir başka dünyada olduğunu inkar edebilecek var mıdır? Her biri bir başka fiziksel, biyolojik ve kimyasal varlıktır. Her birinin zihinsel ve duygusal dünyası farklıdır.



Öğrenme anlayışının değişmesi kaçınılmazdır. Bireysel farklılıkları ön plana çıkaracak, herkesin kendi kendine yaparak yaşayarak öğreneceği bir anlayışı hakim kılmamız gerekir.

Her derste Atatürkçülükten, laiklik ve demokrasiden bahsediyoruz ama günümüz toplumunun bu niteliklerin ne kadarına sahip olduğu ortadadır. Demokrasiyi demokrasinin meziyetlerini anlatarak öğretemeyiz. Yıllardır bağırıp çağırdığımız, sağa sola itip kaktığımız çocuklarımızı 50 dakika demokrasi hakkında konuşarak demokrat yapamayız. Özgür bireyler istiyorsak onları özgür bireyler olarak yetiştirmek zorundayız.

Programlar ve kitaplar gereksiz ve çağ dışı bilgilerle doludur?

İnsanlar içinde bulundukları çevreye uyum sağlarlar. Notlu, sınavlı ve bilgilerin kepçeyle sunulduğu ortamlarda öğrenciler bilgiye onu kullanmak için değil iyi not alıp sınavı geçmek için (kopya çekerek veya inekleyerek hangisi mümkünse) ihtiyaç duyarlar. Ne yazık ki, bu bilgi de öğrenilmez, ezberlenir ve sınavdan bir süre sonra unutulur. İntegral veya türev günlük hayatınızda en son ne zaman işinize yaradı? Kaç tanemiz “Ohm” kanunun ne olduğunu hatırlar. Ya haçlı seferlerinin sonuçlarını! Hepimiz rahatlıkla “temel-esas” diye adlandırılan bu konuların gerçek hayatla çok ilişkili olmadığını görebiliyoruz.

O kadar kalabalık ve gereksiz bilgiler öğretilmeye çalışılıyor ki normal bir insanın bu kadar çok ve gereksiz bilgiyi hafızasına kaydetmesi (ezberleyerek bile olsa) mümkün değildir. Hiç bir gelişmiş ülkenin eğitim programı bizim ki kadar abartılmış değildir. Bizim, İlköğretimde işlediğimiz bazı konular ABD veya AB’de lise müfredatında yer alır.

Eğitim beklentisi yanlıştır.

Ülkemizde eğitimin amacı “ideal” insan yetiştirmektir. Bu ideal insan için nasıl düşüneceği, nasıl davranacağı, nasıl giyineceği, nasıl öğreneceği, nasıl yaşayacağı, nasıl öleceği dahi belirlenmiştir. Herkesin de bu ideal insan tipine uyması beklenir ve uymazsa ahlaksız, uyumsuz, dengesiz, düzensiz, gereksiz, vb. bir çok yakıştırma yapılır. Hemen dışlarız. Oysa hayat o kadar değişmiştir ki. Bilim ve teknolojideki gelişmelerin oranını yüz yıl öncesi ile mukayese edebilmek bile mümkün değildir. Önceki elli bin yılda ortaya koyduğumuz gelişmeyi son yüzyılda kat ve kat aştığımız söylenebilir. Artık insan ırkı ortaya koyduğu inanılmaz performans ile kendi hızını takip etmekte zorlanır hale gelmiştir. Teknolojide yaşanan gelişmeler hayallerimizin ötesine geçmiştir.

Herkes gibi düşünen, herkes gibi davranan, herkes gibi yaşayan sıradan insanlar, yaşadığımız çağın taleplerine cevap verebilme niteliklerinden çok uzaktır. Zengin toplumlarla rekabet edebilmek ve geleceği yakalamak isteyen toplumlar sadece güçlü hayalleri olan değil sıra dışı hayal eden, sıra dışı düşünen, sıra dışı yaşayan bireyler yetiştirmek zorundadır. Bu nitelikler özgür düşünen beyinlerde yaşayabilir. Okullar ise bireylerin özgürleştirildiği, bu yolla hayal gücünün, yaratıcılığın, sıra dışılığın öğretildiği kurumlar olmalıdır. BİZİM OKULLARIMIZ ÖYLE MİDİR?

Değerlendirme ve seçme anlayışı yanlıştır.

Öğrencileri değerlendirmek için kullandığımız sınavlar ve testler neyi ölçerler? Sadece bilgiyi. Ezberi. Oysa eğitimin amacı zihinsel, duygusal değişimler meydana getirmek ve beceri kazandırmak değil midir? Eğitimin amacı hayata hazırlamak değil midir? Hangi sınav sorusu veya test öğrencide duygusal değişimi ölçebilir? Hangi sınav sorusu veya test yetenek ölçebilir? Hangi sınav sorusu veya test hayata hazır olmayı ölçebilir? Tuhaf değil mi? Tuhaf tabii, hem de hissettiğinizden daha tuhaf. Koca ülkeyi bu kadar saçma bir anlayışla eğitmeye çalışıyoruz, sonra da neden gelişemediğimize, neden 3. dünya ülkesi olduğumuza, AB’nin neden bu kadar direttiğine veya IMF’nin neden üstümüzde söz hakkı olduğuna şaşırıyoruz. O kadar matematik, fizik, kimya sorusu çözdük ama bir türlü hak ettiğimiz saygınlığı alamadık, değil mi? İşte merak ettiğiniz sorunun cevabı yukarıda. Matematik, fizik, kimya sorusu çözebilmek adam olmak, saygın olmak anlamına gelmez.

Lise Giriş Sınavı (LGS) veya Öğrenci Seçme Sınavına (ÖSS) bakınız. Aslında bir çok eğitimcimiz bu sınavların ne kadar objektif olduğundan bilenle bilmeyeni birbirinden bir elek gibi ayırdığından, böyle bir seçme sınavının vazgeçilmez olduğundan bahsedebilirler.

Ancak, bu sınavlar daha çok zihinsel özellikleri ölçmeye yönelik olduğundan, tutum, ilgi, istek gibi duyuşsal boyutlarda eksik kalmaktadır. Halbuki mesleki başarı zihinsel özelliklerden çok ilgi, istek, yetenek gibi unsurlara bağlıdır.

Eğitim fakülteleri buna iyi bir örnek olabilir. ÖSS sınavını kazanan ileri derecede görme özürlü, telaffuzun ötesinde konuşma özürlü, sesi son derece boğuk ve konuştukları anlaşılamayan, yüzünde veya vücudunda küçük öğrenciler tarafından hoşgörü ile karşılanamayacak kusurları olan, kişilik bozuklukları, kaygı bozuklukları gibi bir çok davranış sorunu olan, asosyal, kendine güveni olmayan, sorumsuz, öğretmenliği sevmeyen ve sadece “iş olsun” diye yapan ve hatta epilepsi gibi önemli rahatsızlıkları olan kişiler öğretmenlik programlarını kazanmış ve okumaktadır. Bu öğrenciler yine bilgi ölçen sınavlarından başarılı oldukları takdirde diplomalarını alarak öğretmenlik başvurusunda bulunmakta ve hatta mesleğe atanabilmektedir.

Lütfen kendinize sorunuz, matematik, fizik, kimya, tarih, Türkçe sorularına doğru cevap verebilmek, kimin iyi doktor, kimin iyi avukat, kimin iyi mühendis, kimin iyi öğretmen olacağını gösterir mi?

Bu soruya cevap verebilmek için alim olmaya gerek yoktur. Dünyada hiçbir ülkede mesleki giriş kriterleri sadece bir sınava ve matematik, fizik, kimya, tarih, Türkçe sorularına verilen cevaplara doğrudan endekslenmemiştir. Bu sistemin yanlış olduğunu ÖSYM’de, YÖK’te bilmektedir. 1998 yılında sınav anlayışını değiştirirken hazırladıkları raporda bütün bu ayrıntılar mevcuttur. Ancak getirilen değişme sadece biçimsel bir değişme olmuş özde bir şey değişmemiştir.

Sonuç olarak;

Okulların fiziksel koşulları yetersizdir.
Öğretmen eğitimi sorunludur.
Halkın eğitim anlayışı ve beklentisi yanlıştır.
Bütçeden eğitime ayrılan pay yetersizdir.
Eğitim programları yanlış ve eksiktir.
Ve daha bir çok eksik veya yanlıştan bahsetmek mümkündür.

Bu nedenle reform çapında bir değişiklik kaçınılmazdır.
Yeni ilköğretim programları bu değişim ihtiyacını karşılamakta mıdır?
Nasıl bir çözüm getirmektedir?
Haftaya bu sayfalarda okuyabilirsiniz.

İsmet Şahin
Kocaeli Üniversitesi
Eğitim Fakültesi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
birlikteyizbiz



Kayıt: 27 Nis 2006
Mesajlar: 4686

MesajTarih: Cum May 05, 2006 3:21 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

YENİ İLKÖĞRETİM PROGRAMI: BİR REFORM MU YOKSA RÖTUŞ MU?

İsmet Şahin, Hakan Turan, Özlem Apak
Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi

Bu haftaki sayfamızı yeni ilköğretim programının tanıtımına ayırdık. Aşağıda başlıklar halinde yeni ilköğretim programları tanıtılmaktadır. Bu tanıtımda Milli Eğitim Bakanlığının internet sitesinde verdiği bilgilerden faydalanılmıştır. İlköğretim programlarında gidilen bu yenilik bir Avrupa Birliği Projesi (TEDP) olarak bir önceki hükümet tarafından başlatılmış ve bugünkü hükümet tarafından da ciddiyetle ele alınarak tamamlanmıştır. Bu nedenle ideolojiler üstü bir ürün olarak tanımlanabilir.

Yeni İlköğretim Programının Gerekçeleri

Teknoloji son yüzyılda belki de dünya üzerindeki toplam varlık süremizde gösterdiğimiz gelişmenin toplamından daha fazla gelişmiştir. Ulaşılan bilginin miktarı ve sınırı hayal edilebilir sınırların ötesindedir. Ancak aynı gelişmeyi veya yenişleşmeyi eğitimde başardığımızı söylemek mümkün değildir. İçinde yaşadığımız Bilgi Çağı'nda -özellikle insan beyninin işleyişinin sırları çözüldükçe ve davranışlarımızın nedenleri anlaşılmaya başlandıkça- elde edilen yeni bilgiler ışığında eğitim, öğretim, öğrenme, öğretme, okul, öğretmen, öğrenci kavramlarının anlamları da değişmiştir. Yüzelli yıldır gerek dünyanın pek çok ülkesinde gerekse ülkemizdeki okullarda öğrenme ortamları neredeyse aynıdır. Hala öğretmenlerimiz öğrencilerden daha yüksek bir yerde ve bir karatahta önünde yalnızca birbirlerinin ensesini görebilen, askerler gibi sıraya dizilmiş öğrencilere ve çoğunlukla onların ilgi duymadıkları, merak etmedikleri konular hakkında sürekli bir şeyler anlatmaya çalışmaktadırlar.

Çağımız gelişmeleri hayallerimizin ötesine geçmiştir. Bu nedenle “hayal sınırları dışında” düşünen insanlara ihtiyaç duymaktayız. Sıradan düşünen, sıradan davranan, sıradan değerleri olan, sıradan insanların farklı bir fikir, farklı bir ürün veya farklı bir değer ortaya çıkarmaları mümkün değildir. Okul öğrencilerin bağımsız oldukları, güvenildikleri ve sorumlu insanlar olarak muamele gördükleri ve katılımcı demokrasi çerçevesinde hayatın tüm karmaşıklığıyla yüzleştikleri yer olmalıdır.

Öğrenme tetikleyicisi merak olan doğal bir dürtüdür. Her insan doğasında şüphe vardır. Kendi yeteneklerini ve ilgilerini geliştirmelerine izin verilirse her insan yetenekli ve yaratıcıdır. Bu nedenle çağdaş nitelikler, öğrenciler ödevlerini öğretmenleri için yapmadıklarında, notları ebeveynleri için almadıklarında, diğer sınıf arkadaşları ile yarışmadıklarında, yaptıkları işlerin iyi veya kötü olduğu veya ne kadar doğru olduğu konusunda kendi değerlendirmelerini yapabildiklerinde ortaya çıkacaktır.

Dünyada bilginin önemi hızla artarken, “bilgi” kavramı ve “bilim” anlayışı da hızla
değişmektedir.Günümüzde bilgiye ulaşmak oldukça kolay hale gelmiştir. İnsanlar oturdukları yerden internet aracılığıyla dünyanın her yerindeki bilgilere kolayca ulaşmaktadırlar.

Demokrasi ve yönetim kavramları farklılaşmakta, teknoloji hızla ilerlemekte, küreselleşme ve sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sıkıntıları yaşanmaktadır.
Eskiden uygulanan katı rejimler yüzünden toplumlar, alınan kararları eleştirmeden kabul etmek zorunda kalıyorlardı. Oysa günümüz çağdaş toplumlarında insanlar, sorgulamadan, bilgi sahibi olmadan herhangi bir konu hakkında yargıda bulunmamaktadırlar.

Üretim değişmiştir. Üretim, beden gücü yerine makine gücüyle yapılmaya başlanmış ve bu doğrultuda bu makineleri üretebilen ve kullanabilen eğitimli insanlara ihtiyaç artmıştır. Günümüz bilgi toplumlarında ise, bilgiyi üreten, bilgiye ulaşan, kullanan insanlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu doğrultuda, insan kaynaklarına yatırım yapılması ve bilgi altyapısının iyileştirilmesi gerekmektedir. Gelişmiş batı ülkelerinde milli gelirden eğitime ayrılan pay ülkemize göre çok daha yüksektir. Bu oranın yükseltilmesiyle birlikte bilgi yatırımları artırılabilecektir.

Nitelikli iş gücünün oluşturulması için, kişilere örgün ve yaygın eğitim kurumlarında “hayat boyu öğrenmeyi” esas alan bir yaklaşımla eğitim verilmesi gerekmektedir.

Yaşam biçimi, üretim, eğitim anlayışı, insan ve ilişkileri radikal bir şekilde değişmiştir. Eğitimde de radikal değişim kaçınılmazdır.

Yeni Programın Esasları

Yeni program aşağıdaki esaslar göz önüne alınarak yapılandırılmıştır. Görüleceği gibi bu esaslar ülkemizde ortak asgari müşterekler olup partiler veya siyasi tercihler üstüdür.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Atatürk’ün çizdiği vizyon; Atatürk’ün ateşlediği Türkiye Cumhuriyeti projesinin gelişerek devamlılığı ilkesi; Anayasal ve yasal çerçevede öngörülen insan yetiştirme modeli; Sanayi toplumu için uygun olan eğitim modellerinin bilgi toplumunun rekabetçi yapısını kaldıramaması; AB normları, postmodernizm, bilgi toplumu, hümanist anlayış; bilimsel gelişmeler; Katılımcılık, demokrasi; ülkemizin tarihsel, kültürel, sosyal, ahlakî birikimi; Dünyada eğitim programlarında meydana gelen değişim yeni programın esası olarak gösterilmektedir. Yukarıdaki kavramlar değişim için anahtar kavramlardır.

Yeni Programın öncelikli amaçları; Eski programla benzer özelikler taşımakla birlikte farklı özellikler gösteren amaçları aşağıdaki şekilde listelenebilir.

• Kültürel değerlere ve sanata önem verme
• Bilişim teknolojilerini amacı doğrultusunda etkin ve verimli bir şekilde kullanma
• Çevresinde oluşan değişimlerin farkında olma ve her türlü değişime uyum gösterme
• Bireyin görev ve sorumluluklarını, bireyin kendisinin belirlemesi gerektiğinin bilincinde olma
• Yakın çevrede ve farklı ülkelerde fırsatlar bulmaya istekli olma ve bulunan fırsatları değerlendirmek için bilinçli çaba gösterme
• Çevreye farklı bir gözle ve mantıkla bakılırsa daha önce hiç fark edilmeyen fırsatlar çıkabileceğini benimseme
• Şartlandırmaya karşı olma
• Hoşgörünün esnek bir zihin yapısının anahtarı olduğunu fark etme


Yeni Programda Tüm Dersler için Öngörülen Ortak Beceriler;

Yeni ilköğretim programının öğrencilere kazandırmayı amaçladığı beceriler; eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, iletişim, araştırma-sorgulama, problem çözme, bilgi teknolojilerini kullanma, girişimcilik becerileri ve Türkçe’yi doğru, etkili ve güzel kullanma becerisidir.

İçerik/Bilgiyle ilgili İlkeler; Yeni program içeriği aşağıdaki ilkeler doğrultusunda tasarlanmıştır.

• Öğrenme, hayatın parçalara bölünmesiyle değil, bütünsel içerikle en üst düzeye çıkar.
• Her alanla ilgili olgular, kavramlar, ilkeler, yöntem ve yaklaşımlar öğrenmeyi kolaylaştıracak biçimde düzenlenir.
• İçerik düzenlenirken öğrenme ve motivasyon ilkeleri dikkate alınır.
• İçerik oluşturulurken bireyselleşme ve toplumsallaşma dengesi gözetilir.
• İçerik düzenlenirken, olgu, kavram ve ilkelerin birden fazla biçimde gösterimine dikkat edilir .


Öğrenme ve Öğretme Yöntemleriyle ilgili İlkeler; Yeni programda öngörülen öğrenme ve öğretme ilkeleri aşağıda maddeler halinde verilmiştir.

• Çocuğun öğrenmeye heveslenmesi ancak araştırma arzusu ve doğal merakının uyarılmasıyla mümkündür .
• Öğrenme, öğretmenin yada öğrencinin dersi anlatması yerine, öğrenci merkezli etkinliklerde, öğrencinin aktif rol almasıyla oluşur.
• Öğrenilenlerin farklı ortamlara aktarılması, etkin ve yaratıcı bir yorumla kullanılması asıl amaçtır.
• Çocuğun yakın çevresi içerisinde yaşanan sorunlar, hayat biçimi, ekonomik etkinlikler, coğrafi faktörler öğrenme için temel içeriktir.
• Öğrencilerin işbirliği yapmaları teşvik edilmelidir.
• Okul sadece dört duvar değil, tüm çevredir.
• Eğitim, kitap dışı kaynaklara yönlendirilmelidir.
• Öğrencilerin okullarında ve bulundukları yörede çeşitli toplumsal hizmetler sunmasını destekler.


Yeni Programın Ölçme ve Değerlendirmeyle ilgili İlkeleri;

Yeni program değerlendirmeyi, öğrenme sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. Sadece öğrenme ürününü değil, öğrenme sürecini de değerlendirmeyi önemsemekte ve uygun ölçme ve değerlendirme yöntemleri ile çocuğun gelişimini de izlemeyi planlamaktadır. Yeni program disiplin ve kurallara uymanın öğrencinin kendi yararı için olduğunu kabul eder, ve bu nedenle bu görevi öğrencilerin üstlenmesini, klâsik ölçme ve değerlendirmenin yanında alternatif ölçme ve değerlendirme yöntemlerini teşvik etmektedir.

Eski ve Yeni Programın Karşılaştırılması; Aşağıdaki tabloda eski ve yeni program özellikleri karşılaştırılmıştır.






SONUÇ

Bu bilgileri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirdiğinizde, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Türkçe, Matematik, Fen ve Teknoloji ders programlarını tek tek incelediğinizde yeni programın köklü ve gecikmiş bir reform olduğunu samimiyetle söylemek gerekir. Tam ve eksiksiz bir yargıya ulaşmak için ders ve kaynak kitapların basılmasını ve pilot uygulama aşamasının tamamlanmasını beklemek gerekir. Yeni program teorik özellikleri ve kurgusu açısından bu ülkenin taleplerine cevap verecek yapıdadır. Daha ayrıntılı bir değerlendirmeyi önümüzdeki hafta bu sayfalarda sunacağız.

Yeni programı siyasi veya ideolojik kriterlerle değerlendirdiğinizde herhangi bir ideolojik alt yapının veya siyasi tercihin ön plana çıkmadığı veya görülür hale gelmediği açıktır. Bu programla ortak idealimiz olan Laik, Demokratik, Sosyal Bir Hukuk Devletinin ihtiyaç duyduğu çağdaş, yaratıcı, sorgulayıcı bireyler yetiştirmek hedeflenmiştir.

Bu nedenle sadece bilimsel ve eğitsel kriterlerle değerlendirmeli ve programı kökten eleştirmek veya karşı durmak yerine sahiplenerek daha iyi hale getirilmesi için öneriler geliştirmeye gayret etmeliyiz.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa -> Yeni Öğretim Programları Değerlendirmeleri Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.072