birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa birlikteyizbiz
Öğretmenler için, öğretmenlerle elele...
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Yeni İlköğretim Programları ve Çağdaş Türkiye Vizyonu

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa -> Yeni Öğretim Programları Değerlendirmeleri
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
birlikteyizbiz



Kayıt: 27 Nis 2006
Mesajlar: 4686

MesajTarih: Cum May 05, 2006 2:50 am    Mesaj konusu: Yeni İlköğretim Programları ve Çağdaş Türkiye Vizyonu Alıntıyla Cevap Gönder

Yeni İlköğretim Programları ve Çağdaş Türkiye Vizyonu

Endüstri Çağı’ndan Bilgi Çağı’na veya Modern toplumlardan Postmodern Toplumlara geçişin yaşandığı hızla küreselleşen dünyada insan değişmiş, üretim değişmiş, değerler ve inançlar değişmiş ancak bizim öğretim programlarımızda neredeyse 40 yıldır sıradan değişiklikler dışında bir değişim olmamıştır. Eğitim anlayışımızda, beklentilerimizde, yöntemlerimizde ve programlarımızda reform olarak adlandırılabilecek köklü değişikliklere gitme gerekliliği tartışma götürmez bir gerçektir. Yıllardır çağın değer ve davranış biçimleriyle donanmış, nitelikli bireyler yetiştiremememizin temel sebeplerinden birisi budur. Bu nedenle, bu değişimin gerekliliğini görerek harekete geçen Milli Eğitim Bakanlığını kutlamak gerekir.

Dünyada küreselleşme ile birlikte teknolojik gelişmeleri takip etmekte zorlandığımız bir dönemi yaşamaktayız. Bu çağın adı “bilgi” çağıdır. Değişimin hızı baş döndürücü, getirdiği yenilikler mucizevidir. Teknolojideki bu değişiklikler hayatımızın bir çok alanına da derhal nüfuz etmektedir. İsteyerek veya değil insanlar ve toplumlar kendilerini bu değişim tufanı içerisinde bulacaklardır. Yaşadığımız postmodern çağ veya bilgi çağı sanayi toplumlarının ihmal ettiği ve makine üretim ilişkisi içerisinde zarar verdiği insani değerleri ön plana çıkarmıştır. Bu nedenle postmodern toplumlarda hayat felsefesi olarak “pragmatist ve hümanist felsefe” değer görmüştür. İnsan ve insani değerler yeniden önem kazanmıştır. Yapısalcı, oluşturmacı veya inşacı olarak adlandırılan (Constructivist) eğitim anlayışı felsefi temellerini pragmatist ve kısmen hümanist felsefeden almaktadır. Hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığını “muhafazakar” olarak tanımladıkları ideolojilerine rağmen kökten yenilikçi, devrimci ve hümanist bu felsefeyi esas alacak bir program değişikliğine gitme cesareti gösterdikleri için ayrıca kutlamak gerekir.

İlköğretim programlarında çok kısa zamanda gerçekleşen bu değişikliği “ben yaptım oldu” anlayışıyla tüm ülkede uygulamaya koymadığı ve 10 il ve 100 okulluk bir pilot uygulamaya gittiği için, henüz uygulamada ne olacağını bilmemize rağmen söylemde çağdaş ve doğru araçları kullandıkları için, tüm programı ve program geliştirme sürecini kamuoyuna internet aracılığıyla açtıkları için de yine Milli Eğitim Bakanlığını kutlamak gerekir.

Yeni İlköğretim Programında (gözlenebildiği kadarıyla) “Fakir Öğrencilerin Özel Okullara Gönderilmesi” veya “YÖK Yasa Taslağı” hakkında yapılan bir çok çalışmadaki gibi tepki çekecek partizan veya ideolojik bir yaklaşım sergilemedikleri için, yeni programı çağın ve toplumların ihtiyaç duyacağı insan nitelikleri doğrultusunda, doğru eğitim felsefesini hakim kılarak, doğru araçlarla donatarak, kısmi de olsa katılımcı bir anlayışla oluşturdukları ve ulusumuza sundukları için Milli Eğitim Bakanlığına samimiyetle teşekkür etmek gerekmektedir.

Yeni İlköğretim Program Taslağı hakkında çok kesin yargılarda bulunmak mümkün değildir çünkü henüz kamuoyuna yeni sunulmuştur ve hiç bir uzmanın veya bilim adamının ayrıntılı değerlendirme yapacak veya üzerinde çalışacak zamanı olmamıştır. Ayrıca, program değişikliğinin uygulamada ne gibi sonuçlar vereceğini bu program doğrultusunda hazırlanacak ders kitapları ve öğretmenlerin sınıftaki uygulamaları belirleyecektir. Ders kitaplarının hazırlanışında esas alınan eğitim felsefesi, amacı, içeriği, yöntemiyle programda öngörülen amaç, içerik, yöntem ve değerlendirme aynı olmayabilir. Bu nedenle ders kitaplarını incelemeden ve uygulama sonuçlarını değerlendirmeden program hakkında kesin yargıda bulunmak doğru değildir.

Üstelik, hiç bir program değişikliği kusursuz ve mükemmel olmamıştır ancak deneme süresinde eksik ve aksayan yönleri tespit ederek mümkün olduğunca mükemmel hale getirileceği kuşkusuzdur. Parti veya ideoloji ayrımı yapmadan öğretmen, öğrenci, veli, tüm ulusumuzun bu program değişikliğine sahip çıkması gerekir. Çünkü ulusumuzun yeni çağı karşılaması ve kucaklaması için hükümetin ve bakanlığın pilot uygulama süresince yine doğru araçlar ve yöntemlerle yeni programı mümkün olduğunca mükemmel hale getirmek konusunda cesaretlendirilmesi çok önemlidir.
Yeni program sadece kuramsal bir yaklaşımla değerlendirildiğinde bir kaç noktaya dikkat çekmekte fayda vardır. Bunlardan birisi programın sacayaklarından birisi olarak tanıtılan Howard Gardner’ın Çoklu Zeka Kuramıdır. Gardner’ın Çoklu Zeka Kuramı dünyada öğretmen, öğrenci ve velilerce çok yaygın bir kabul görmüş olmasına rağmen henüz bilimsel olarak kabul edilmiş veya ampirik verilerle tam olarak ispat edilmiş bir kuram değildir (Smith, 2002). Burada uzun uzun tartışmak yersiz olmakla birlikte Gardner’ın kuramına bir çok ciddi eleştiri vardır (Strenberg ve Kaufman, 1998; Anderson, 1992). Gardner’in kendisi de yaptığı çalışmanın ve sınıflamanın öznel yanları olabileceğini kabul etmiştir (White, 1998, 19). Bunlara ek olarak, Gardner ilk 7 zeka türüne 1994 yılında (naturalist) doğacı zekayı eklemiştir ardından çalışmasını ilerletmiş ve 1999 yılında yayınladığı “Inteligence Reframed: Multiple Intelligences for the 21st Century” adlı çalışmasında 3 yeni kapasite ve duyarlılık alanını tartışmaya açmıştır. Bunlardan (existentialist) Varoluşçu zeka geniş çevrelerce kabul görmüştür. Diğerleri (Spiritual) Ruhani ve (Moral) Ahlaki zeka hala tartışılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında henüz bilimsel olarak kabul görmeyen bir kuram olması ötesinde yeni programda sunulduğu haliyle tam da değildir. Gardner’in kuramından eğitimde nasıl faydalanılacağı ise tamamen ayrı bir konudur ve bir standardı veya kabul görmüş, denenmiş bir örneği yoktur. Özetle, Çoklu Zeka Kuramı bir ülkenin ilköğretim programının sacayağı olacak kadar, planlarda farklı zeka türlerini örnekleyecek etkinlikler için kutucuklar koyacak kadar bilimsel, ayakları yere basan, denemiş bir kuram değildir. Öğretim içeriği, yöntemi ve araçlarında çeşitlilik esas olmalı ancak Çoklu Zeka Kuramı bu haliyle programa esas veya standart kabul edilmemelidir.
Ülkemizde bölgesel farklılıklardan kaynaklanan eğitim veya eğitimde fırsat eşitsizliği sorunu genel kabul gören bir konudur. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ilkokula başladığında Türkçe bilmeyen çocuklarımız vardır. Bu durum o çocuklar için bir fırsat eşitsizliği yaratmaktadır. Bu bölgesel bir sorundur ve çözümü de okul öncesi eğitimde yatmaktadır ve bu eğitimin gerekirse tek amacı olmalıdır “Türkçe’deki yeterliliklerini artırarak fırsat eşitsizliğini azaltmak”. Bu amaç için yetişmiş Okul Öncesi Öğretmen şart değildir. Çünkü o bölgelerdeki koşullar okul öncesi eğitimden beklentileri Türkçe ile sınırlamaktadır. Eğitsel önlemler dışında TV yayınlarını yaygınlaştırmak, gerekirse ücretsiz çanak anten ve televizyon dağıtarak en ücra mezrada veya köyde yaşayan vatandaşlara ulaşabilmek, Türkçe çizgi filmler, çocuk programları, eğlenceli çocuk yarışmaları ve benzeri programlarla çocukların dildeki yeterlilikleri artırmak mümkün olabilir.

Öğretim programlarımızda bölgesel farklılıkları ve ihtiyaçları dikkate alarak ulusumuzun her bölgesini ve insanını kucaklamak vazgeçilmezdir. Ancak yeni programda da bölgesel farklılıklar ve ihtiyaçlar göz ardı edilmiştir. Halbuki ülkemizin en temel sorunu eğitim kurum ve programlarının içerisinde bulundukları bölgeyle ve insanla bütünleşememesidir. Öğretmenlere yeni programda esneklik tanındığı ifade edilmesine rağmen bu ihtiyacı öğretmene tanınan esneklikle gidermek mümkün değildir. Karadeniz dağlarında bir köyde, Doğu ve Güneydoğu’da bir mezrada veya İstanbul’da Etiler ve Nişantaşı’nda yaşayan çocuklara Sosyal Bilgiler dersi 4. sınıfta Kültür ve Miras temasında “Geçmişimi Öğreniyorum” konusu işlenirken veya Birey ve Kimlik temasında “Herkesin Bir Kimliği Var” konusu işlenirken ne öğretileceği merak konusudur. Bu konuların programdaki detaylarını okuyan ve kendisini bahsedilen bölgelerdeki kültürü ve çevreyi yaşayan çocukların yerine koyan herkes çelişkiyi fark edecektir.

Bir diğer nokta ise LGS veya ÖSS sınavlarıdır. Ortaöğretim Okullarına Öğrenci Seçme Sınavı kaldırılmadıkça veya değiştirilmedikçe, ortaöğretimdeki yüzden fazla okul türüne yeni bir düzenleme getirilmedikçe yeni ilköğretim programının başarıyla uygulanmasını beklemek hayalcilikten başka bir şey olmayacaktır. Bu sınavların bilgiye, ezbere, sayıya ve söze dayalı yapısı korunduğu sürece öğrenci ve veliler için iyi öğretmen, sınava hazırlayan, soru çözdüren ve ezberleten öğretmen olacaktır. Okullar ve öğretmenler velilerin sınav beklentisi ile yeni programın “iyi insan” beklentisi arasında sıkışacak ve sonunda velilerin taleplerine yakın bir çözüm bulmak zorunda kalacaklardır. Üstelik öğretmen ve okul için bu çözüm daha kolaydır çünkü yıllardır yaptıkları sınava hazırlamaktan başka bir şey değildir.

Yeni programa ve bakanlığın reform çalışmalarına bir çok eleştiri getirilebilir. Yapısalcı anlayışın programa yansıma şekli, ölçme değerlendirme konusundaki öngörüler, ortaöğretim programlarında ve Üniversitelere Öğrenci Seçme Sınav anlayışındaki değişim ihtiyacının daha acil olması gibi konular tartışma konusudur ancak bu aşamada yapılması gereken yeni programa sahip çıkmak, eksikliklerin giderilmesini talep etmek ve bu değişim sürecine bizzat katılmaktır. Çünkü yeni ilköğretim programı çağdaş Türkiye vizyonuna hizmet edebilir.

Kaynakça

Smith, M. K. (2002) 'Howard Gardner and multiple intelligences', the encyclopedia of informal education,

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


Sternberg, R.J. & Kaufman, J.C. (1998) Human abilities in Annual Review of Psychology 49, 479-502
John White (1997)
Anderson, M (1992) Intelligence and Development: a cognitive theory Blackwell Publishing Company.




İsmet Şahin
Kocaeli Üniversitesi
Eğitim Fakültesi

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa -> Yeni Öğretim Programları Değerlendirmeleri Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.043