birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa birlikteyizbiz
Öğretmenler için, öğretmenlerle elele...
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

YENİLENEN İLKÖĞRETİM PROGRAMI ANALİZİ

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa -> Yeni Öğretim Programları Değerlendirmeleri
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
sevim karaman



Kayıt: 02 May 2006
Mesajlar: 3389

MesajTarih: Pzr Tem 08, 2007 7:28 pm    Mesaj konusu: YENİLENEN İLKÖĞRETİM PROGRAMI ANALİZİ Alıntıyla Cevap Gönder

YENİLENEN İLKÖĞRETİM PROGRAMI ANALİZİ (A Grup)

A)Programının güçlü yönleri

1. Öğrenci merkezli olması
2. Çoklu Zeka ve bireysel farklılıkları öne çıkarması
3. Öğretmen rollerinin değişmesi
4. Velileri eğitim sürecine katması
5. Eleştirel düşünmeyi, araştırmayı ve yaratıcılığı ortaya çıkarması.
6. Etkinlik ve insan merkezli olması
7. Uygulamaya dönük olması nedeniyle bilginin kalıcı hale gelmesi
8. Yaşam merkezli olması
9. Ezberciliği ortadan kaldırması
10. Öğrencilerin kendilerine güven duymasını sağlaması.
11. Bilgiye ulaşma yollarını öğretmesi.
12. Değişmeye ve yenileşmeye açık olması.
13. Öğrencileri bilgi hamallığından kurtarması
14. Var olan bilgileri yapılandırarak yeni bilgileri üretilmesi
15. Problem çözen birey yetiştirmesi

B) Programın zayıf yönleri

1. Performans ve proje ödevlerinin amacına ulaşamaması
2. Bilgiyi öğrenciye aktarmanın daha güç hale gelmesi
3. Mevcut sınav sisteminin programın felsefesine uygun olmaması
4. Yenilenen programın ürünlerin olan öğrencilerin orta öğretimin mevcut programın uygun olmaması
5. Gereksiz bilgileri içermesi
6. Yapancı kavramlar ( Rublig, portföy vb. ) içermesi

C)Programın uygulanmasını güçleştiren etmenler

1. Kırtasiyeciliği artırması
2. Yönetici,öğretmen ve denetçilerin yetersizlikleri
3. Okulların fiziki yapı ve donanım eksiklikleri
4. Finansman eksikliği ve Maliyetlilerin artırması
5. Uygulamanın zaman alması
6. Sınav sisteminin yetersizliği
7. Uygulayıcıların eski alışkanlıklarını bırakamaması.
8. Sınıf mevcutlarının kalabalıklığı
9. Öğretmen ihtiyacı
10. Okul paydaşlarının programın gerekliliğine olan inançlarının eksik olması
11. Öğretmene ek yük getirmesi


D) Programın uygulanması için gerekenler

1. Öğretmen , yönetici ve denetçilerin eğitilmesi
2. Finansman desteği
3. Medya desteği
4. OKS’nin kaldırılması
5. Okulların fiziki mekanlarının ve donanımlarının sağlanması
6. Programa uygun ölçme ve değerlendirme sisteminin geliştirilmesi
7. Öğretmene etkinlikler için yeterli materyallerin verilmesi
8. Karşılaşılan sorunların çözümünde destek sağlanması


E) Gelecek için neler yapılabilir

1. Merkezi sınavların kaldırılması
2. Öğretmenlerin akademik başarı ve performans değerlendirmesi önemli hale getirilmeli
3. Ders sayısında çeşitlilik getirilmeli
4. Okullarda sadece öğretim değil erdemsel değerlere önem verilmeli
5. okul yöneticilerin ve Öğretmenlerin maddi kaygılarının giderilmesi
6. Eğitim sisteminin yapı boyutu ile davranış boyutunun paralel geliştirilmesi.
7. Üniversitelerden başlayarak programın felsefesi doğrultusunda öğretmen adaylarının yetiştirilmesi.
8. Yeterli kaynağın sağlanması ve planlamanın yapılması.
9. Müfredata uygun ölçme ve değerlendirme tekniklerinin geliştirilmesi
10. İyi yönetici ve liderlerin yetiştirilmesi.
11. Yerel yönetimlerin desteklerinin sağlanması.

OYGEP 29 MAYIS 2007 Ankara

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
birlikteyizbiz



Kayıt: 27 Nis 2006
Mesajlar: 4686

MesajTarih: Pts Tem 09, 2007 3:07 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Teşekkürler Sevim öğretmenim.

_________________
“Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billâhi!"

Halide Edip ADIVAR
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
asimce



Kayıt: 22 May 2007
Mesajlar: 1

MesajTarih: Pts Eyl 10, 2007 3:09 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

teşekürler öğretmenim...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
rasims



Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 1

MesajTarih: Sal Eyl 11, 2007 8:47 am    Mesaj konusu: yeni program Alıntıyla Cevap Gönder

Daha iyi bir özet yapılamazdı doğrusu
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
sevim karaman



Kayıt: 02 May 2006
Mesajlar: 3389

MesajTarih: Sal Eyl 11, 2007 12:10 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ben teşekkür ediyorum aekakaşlar. çalışma bana ait değil. OGYEP seminerinde hazırlanmış. işinize yaramasına sevindim. Laughing

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ahdemir



Kayıt: 27 Ekm 2007
Mesajlar: 12

MesajTarih: Pts Ksm 26, 2007 9:04 pm    Mesaj konusu: Programlara Dair Bir İzlenim Alıntıyla Cevap Gönder

Yeni Programın Uygulanmasına Dair Bir İzlenim

Yeni programlar 2004 yılından itibaren uygulanmaya başlandı. Bu uygulamalar özellikle Hüseyin ÇELİK’in bakan olmasıyla başladı diyebiliriz. Hüseyin ÇELİK’in bakan olarak görev almasıyla birlikte Gazi Üniversitesinde profesörlük yapmakta olan Ziya SELÇUK’da Talim Terbiye Kurulu Başkanlığına getirildi. Profesör Ziya SELÇUK’un TTKB’ye gelmesiyle birlikte bu çalışmalar başladı.

1990’lı yıllarda Bakanlığın Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü tarafından Öğretmenler İçin Öğretmenlerle İletişim adıyla hazırlanmış bir dizi eğitim amaçlı programa rastladım. Bu programlardan 14. programa o zamanki göreviyle Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ziya SELÇUK konuk olarak katılmış. Yaklaşık 35 dakikalık bir süreyi kapsayan programda Çoklu Zeka Uygulamalarından(ÇZK) söz ediliyor. Sunucu olarak Aysel ÖZFIRAT isimli bir bayan Ziya SELÇUK beye ÇZK hakkında sorular soruyor, cevaplar alıyor. ÇZK. Hakkında daha önce düzenlenmiş üç programda anlatılanların uygulanmasına yönelik açıklamalar yapılması hedeflenmiş.

Sunucu ÇZK uygulamalarına yönelik programın girişinde Ziya SELÇUK beyi tanıtırken akademik titri yanında Gazi Üniversitesi Vakfı Özel İlköğretim Okulu Eğitim Koordinatörü olduğunu da söylüyor. Ardından da ÇZK uygulamaları konusunda bilgi almaya başlıyor. Ziya SELÇUK bey Gazi Üniversitesi bünyesinde Cumhuriyetin 75. kuruluş yılı çerçevesinde çeşitli projelerin yürütüldüğünü, Gazi Üniversitesi gibi 7-8 tane fakültesi olan bir üniversitenin bünyesinde bir uygulama okulunun olmamasının eksikliğinin hissedildiğini, bu eksikliği gidermek için bu uygulama okulunun açıldığını, okulda uygulanacak sistem belirlenirken dünya eğitim sistemlerinin incelendiğini, bu sistemler içinde en uygun olanın ÇZK’na uygun uygulamalar olduğunu gördüklerini, bu kuramı uygulama okulunda uygularken yapısalcı yaklaşıma göre bir düzenleme yapılmasına dikkat edildiğini, ÇZK uygulamalarının beyne dayalı araştırmalardan çıktığını, bundan dolayı da kültürel farklılıkları dikkate alarak eğitim sistemine uyarlamanın çok daha kolay olduğunu yaklaşık 1998’li yıllarda anlatıyor.

Derslerin işlenişine yönelik okulda Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler gibi derslerde yapılmış çekimlerden örnekler veriliyor. Sınıflar 20-24 kişilik olarak ve her öğrenciye özel bir masa ve sandalye hazırlanmış. Sınıflarda üniversite bünyesinde yer alan bir uygulama okulunda bulunması gereken her tür teknolojik araç gerecin var olduğu çekimlerden anlaşılıyor. Sunucunun sorularına cevap verirken Ziya SELÇUK bey her zeka alanı ile ilgili en az ellişer etkinliğin hazır olduğunu, öğretmenlerin bunların arasından istediğini seçtiğini, okulda sözel ve matematiksel zeka alanları dışında diğer altı alana yönelik etkinliklerin de planlandığını, hazırlandığını ve uygulandığını anlatıyor. Sunucunun heyecanı, şaşkınlığı yüzünden, konuşmalarından açıkça anlaşılıyor.

Sunucu öğretmen eğitimine yönelik sorular soruyor. Bu sorulara Ziya SELÇUK bey eğitim uygulamalarının 3 ve 5’er yıllık iki ayrı dönemden oluşan bir proje olduğunu, ilk üç yıllık dönemde öğretmenlerin lider eğitmenler, eğitim danışmanları tarafından eğitildiklerini, eğitimlerin okul açılmadan 1,5 ay önce, okullar açıldıktan sonra da 1 ay boyunca her hafta en az 6 saatlik teorik ve uygulamayı içerecek şekilde sürdürüldüğünü açıklıyor.

Sunucu eğitim sisteminin getirdiği planlama uygulamalarına yönelik sorular soruyor. Bu sorulara da Ziya SELÇUK bey okulda müfredat gereği planların hazırlandığını ancak planların daha önceden hazırlanarak öğretmenlere verildiğini, bir önceki yıl uygulanan planların bir sonraki yıl öğretmenlere devredildiğini, bu planların ya aynen kullanıldığını veya öğretmenler tarafından geliştirildiğini, planların örneklerini gösterip açıklamalar yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığının 2551 sayılı tebliğler dergisinde yayınladığı Planlara İlişkin Yönergenin ekinde var olan ÇZK’na uygun olarak hazırlanmış plan örneğinin aynısı olduğu anlaşılıyor.

Ödevlere, okulda ve evde yapılan ödev çalışmalarına yönelik örneklerden söz ediliyor. Uygulama okulu öğrencilerine verilen çalışma kağıtları örnekleri gösteriliyor. Ziya SELÇUK bey okuldaki ödev çalışmalarının Pazartesi, Perşembe ve Pazar günleri farklı olduğunu, diğer günlerde ise test tekniğine uygun sorular çözme, bakanlığın yaptığı sınavlara hazırlık anlamında ödevlerin yaptırıldığını, üç günde ise altı zeka alanına yönelik çalışmaların, çalışma yapraklarının kullanıldığını söylüyor. Verilen örneklerin Öğrenci Çalışma Kitaplarında var olanlarla aynı olduğu açıkça görülüyor.

Yaklaşık 35 dakikalık programda yapılan açıklamalarda söylenenlerin bugün bakanlığımızın uyguladığı müfredat programlarıyla aynı olduğu çok rahat söylenebilir. Buradan nereye varmaya çalışıyorum diye belki düşünülebilir. Aslında müfredat programlarına yönelik uygulamalar 1990’ların sonundan itibaren başlamış diyebiliriz. Gazi Üniversitesi Vakfına ait Özel İlköğretim Okulunda yaklaşık 1997-1998’lerden itibaren uygulanan ÇZK uygulamaları yaklaşık 6-7 yıl sonra Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tüm yurtta yaygınlaştırılarak uygulanmaya başlandığını söyleyebiliriz. Bir yıllık pilot uygulama aslında 6-7 yıllık uygulamanın bir örneği gibi görünüyor. Öğretmen Kılavuz kitapları plan yerine geçtiğine göre bu durumda Gazi Üniversitesi uygulama okulundakinin aynısı, Öğrencilere verilen çalışma kitapları ile uygulama okulundaki çalışma kağıtları aynı mantıkla hazırlanmış görülüyor. Bunlar benzerlikleri. Peki bu günkü uygulamalarla uygulama okulunda yapılmış uygulamaların farkı ne diye sorulursa öğretmenlerin eğitilmesi sürecinin tamamen farklı olduğu hemen söylenebilir. Uygulama okulunda üç yıl boyunca en az üçer aylık dönemler halinde alan uzmanlarından öğretmenlere yönelik yapılan teorik ve uygulamalı hizmet içi eğitim kursları bakanlık tarafından hemen hiç yapılmadı. Derme çatma yapılan bazı hizmet içi eğitim kursları ise programa yönelik doğru dürüst bir ön eğitim dahi almayan eğitimciler tarafından en fazla üç günlük bir sürede ve büyük gruplara yönelik olarak bir defalığına verilmeye çalışıldı. Okullarımızın öğrenci sayıları uygulama okuluyla zaten benzeşmiyor. Okulların her türlü alt yapı imkanları da uygulama okulununkine hiç benzemiyor. Öğrenciler de uygulama okulunun öğrencileriyle hiç benzeşmiyor. Bir kere uygulama okulu özel okul. İkincisi uygulama okulunun öğrencilerinin velilerinin çoğu büyük ihtimalle öğretim üyesi, öğretim görevlisi veya üniversite çalışanı. Böylesi bir arka plana sahip öğrencileri ÇZK veya çağdaş bir eğitim yaklaşımıyla değil hangi eğitim yaklaşımıyla yetiştirirseniz yetiştirin benzer sonuçlar rahatlıkla alınabilir denirse fazla iddialı bir yargı olmaz diye düşünüyorum. Oysa toplumumuzun çoğunluğunu oluşturan ailelerin eğitim seviyesi uygulama okuluyla kıyas kabul etmez bir durumda diyebiliriz.

2004 yılında pilot uygulamasına başlanan yeni ilköğretim programları pratiğe geçirilmeden önce büyük ihtimalle Sayın Milli Eğitim Bakanımızla sayın Ziya SELÇUK arasında şöyle bir diyalog geçmiştir.

- Sayın Selçuk sizin şu uygulama okulunuzdaki programınızın çok ilginç olduğunu duydum. Bunu ülkemizin eğitim sistemine adapte edebilir miyiz?

-Sayın Çelik gerçekten bu uygulamalar büyük başarı sağladı. Bu uygulamalar tüm ülke çapında uygulanırsa benzer başarı ülkemiz eğitim sisteminde de görülebilir.

-Sayın Selçuk o zaman sizi TTKB’na getirelim, bu uygulamaları siz tüm yurt sathına yayın.

Hay hay efendim, neden olmasın……

…………..

…………..

…………..



Soru, görüş ve önerileriniz için...

Ali Hikmet DEMİR

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
birlikteyizbiz



Kayıt: 27 Nis 2006
Mesajlar: 4686

MesajTarih: Sal Ksm 27, 2007 12:10 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Teşekkür ederim öğretmenim. Ben de uygulamanın yeni bir uygulama olmadığı, bunun alt yapısının daha öncelerden hazırlanmaya başlandığı konusunda sizinle hemfikirim. Hatta normal yıllık ve günlük planlardan ünitelendirilmiş yıllık planlara geçilmesinin de (biliyorsunuz bu yeni sisteme geçilmeden yıllar önce yapılmıştı) yeni programa geçiş için bir basamak olduğunu düşünüyorum.
Sevgi ve saygılar.

_________________
“Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billâhi!"

Halide Edip ADIVAR
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
sevim karaman



Kayıt: 02 May 2006
Mesajlar: 3389

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 10:34 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Very Happy bu karşılıklı konuşmalar olmuş olabilir mi bilmiyorum ama Milli Eğitim Şuralarında eğitim- öğretimin her alanıyla ilgili görüşmeler yapılıyor, kararlar alınıyor. Alınan kararların bir kısmı hayata geçirilebiliyor bir kısmı öylece kalıyor.

Örneğin XI. Milli Eğitim Şurasında -1982- öğretmen yetiştirmeyle ilgili (eğitim içerikleri) ayrıntılı kararlar alınmış,etkinlik kategorileri yazılmış. O maddeleri okuduğunuzda - uygulandığını, hayata geçirildiğini varsayarak- öğretmen adaylarının çok iyi donanımlara sahip olduğunu düşünüyorsunuz. O zaman öğretmenlerin eksikliklerine ilişkin söylenenler anlamsızlaşıyor??? tabi sadece iyi,niyet olarak kalmıyor kuşkusuz bazı iyileştirme çalışmaları yapılıyor.

yine XII. Eğitim Şurasında alınan kararlardan biri de okullarda, yöreye ve talebe göre seçmeli programların bulundurulması - bugün çocuğun önüne değişik seçenekler konmalı demiyor muyuz?

XV. Eğitim Şurasında 2000'li Yıllarda Eğitim başlığı altında toplanmış görüşme konuları

Eğitim programlarının bilgi yükleme karakterli yapısının, yerini bilgiye ulaşma ve araştırma tekniklerinin kazanılmasına bırakması, yaratıcılığın geliştirilmesi, öğrenci merkezlilik, anne- baba eğitimi, eğitim yöneticiliği- eğitim liderliği- konularında kararlar alınmış. yine hatırlarsak- kendi iş yaşamlarımızdan- küçük küçük ama sürekli değişiklikler yapıldı.

Ama şunu da unutmamak gerekiyor. alınan bu kararlara ilişkin tüm hazırlıkların zamanında yapılması durumunda da problemler yaşanacaktır. Asıl sorun bir çok nedenden dolayı okullarda uygulamalarda yaşanıyor.

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ahdemir



Kayıt: 27 Ekm 2007
Mesajlar: 12

MesajTarih: Pts Şub 18, 2008 1:42 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Yeni Programlar ve Sorunlar

Programın hazırlanması, uygulanmasında, değerlendirilmesinde görev alan kişilerin uzmanlık düzeyleri, kuramsal bakış açıları programları doğrudan etkiliyor. Uygulamacı olan öğretmenler içinde ise her tür öğretmen var. Eğitim öğretim faaliyetinin yürütücüsü olan öğretmenler çok çeşitli kaynaklardan gelirler. Sınıf ve branş öğretmenliği bir tarafa aynı alanda öğretmenlik eğitimi almış kişiler arasında dahi farklılıklar vardır. Zira üniversiteler, üniversitelerde görev yapan öğretim üyeleri, bu öğretim üyelerinin öğretmen yetiştirme stilleri, öncelik verdikleri hususlar arasında bir birlik beraberlikten söz etmek oldukça zor. Öte yanda okullarda görev yapan öğretmenlerin eğitim düzeylerinde de farklılıklardan söz edilebilir. Görev yapan öğretmenler arasında lisans düzeyi, yüksek lisans-doktora düzeyi, ön lisans düzeyi, vekil, ücretli gibi çeşitli düzeylerde eğitim seviyelerine sahipler. Aynı biçimde yaş olarak tecrübe olarak da okullarda çeşitli kategorilerden söz edilebilir. Görev yapılan okulun bulunduğu yer itibariyle de çeşitli kategoriler var. Tüm bu farklı kategoriler programın uygulanmasını olumlu veya olumsuz etkilemektedir. Programcılar bu farklı kategorilerin özellik ve ihtiyaçlarını dikkate alarak esnek bir yapı oluşturmalıdırlar. Aslında programları hazırlayanlar ve programın uygulanmasından sorumlu olan yetkili makamlar esnekliğin varlığından söz etmişler. Ancak öğretmenlerimizin bir çoğu bu esnekliği dikkate alarak çalışma yapmayı önemsemiyor. Programların çevre şartlarına ve öğrenci seviyesine uyarlanması amacıyla elden geçirilmesi, uyarlama yapılması yeni bir program hazırlamak kadar zahmetli bir iş. Bu zahmetli iş öğretmenlerin gözünü korkutuyor ve öğretmenler daha kolay olan yolu seçip kılavuz kitapları olduğu gibi kullanıyormuş gibi yapıyorlar.

Programların uygulanması konusunda uygulayıcılara yol gösterme önemli bir nitelik. Özellikle yeni programlar bu yönüyle önceki programlara göre daha ileri bir durumda diyebiliriz. Zira hazırlanan öğrenci çalışma kitapları, ders kitapları, program kitapları ve öğretmen kılavuz kitapları öğretmenlere oldukça açık uygulama örnekleri vermektedir. Hazırlanan kılavuz kitaplar öğretmenlere neyi nasıl yapacaklarını çok açık bir şekilde adım adım gösteriyor. Bu yönüyle gerçekten programa yönelik istekli, bilinçli çalışmalar yapmak isteyen öğretmenlere büyük kolaylıklar sunuluyor. Ancak öğretmenlerin büyük çoğunluğu bu imkanları yeterince kullanamıyorlar/kullanmıyorlar. Bir çok öğretmen program ve kılavuz kitapları okumak istemiyor, okumuyor. Böyle olunca da programın felsefesinin, mantığının, uygulanmasında dikkat edilecek hususların öğrenilmesinde büyük eksiklikler ortaya çıkıyor.

Hazırlanan programların birleştirilmiş sınıflı okullarda da uygulanacağını unutmamak gerekiyor. Kırsal alandaki yaşantı programların uygulanmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu alana yönelik olarak programın uygulanma şekline ilişkin açıklamaların programa mutlaka yazılması gerekiyor. Uyarlama çalışmalarına yönelik sorumluluk il/ilçe milli eğitim müdürlüklerine açık bir şekilde mutlaka verilmelidir. Taşranın özelliklerini dikkate almadan yapılacak bir program merkez durumundaki sosyo kültürel yönden gelişmiş bölgeler dışına çıkmayabilir. Programların hazırlandığı ilk yıllarda birleştirilmiş sınıflı okullara yönelik sekiz on sayfalık bir açıklama getirilmeye çalışıldı. Ancak bu açıklamalar çok yetersizdi. Halen birleştirilmiş sınıflı okullarda program uygulanmasında büyük sorunların var olduğu görülmektedir. Eğitim sistemimiz içinde birleştirilmiş sınıflı okulların sayısı hiç de azımsanacak bir düzeyde değil. Bu yönüyle yeni programların uygulanmasında birleştirilmiş sınıflı okullara özgü düzenlemelerin uygulanabilecek düzeyde mutlaka yapılması gerekiyor.

Kuramsal bakış açısının olması şart ancak sosyal bilimlerdeki kuram çeşitliliğini de unutmamak gerekiyor. Yıllarca öğretmenlere özellikle ilk okuma yazma öğretimi konusunda Gestalt anlayışının doğruluğu anlatılırken şimdi yeni programla birlikte yapılandırmacı anlayışa geçilmesinin sebebini açıklamak oldukça güç. Bu durum öğretmenlerde şimdi de sıra bu kuramsal anlayışta, bakalım bundan sonra sıra hangisine gelecek, nasılsa Milli Eğitimde her şey sabahtan akşama değişmekte anlayışının kökleşmesine yol açıyor. Bu anlayışın hakim olduğu öğretmenler işi bir bakıma yavaştan alarak programın uygulanmasını adeta geciktiriyorlar. Öğretmenlere yönelik etkin bir denetim mekanizmasının işletilememesinin bir sonucu öğretmenler kendi kişisel inisiyatiflerine göre davranıyorlar. Okul yönetimleri dahi programların uygulanması sürecinde üzerine düşen görevleri yeterince yapamıyor. Bu nedenle de yöneticilerin öğretmenlere yönelik etkin bir program rehberliği yapabilmesi söz konusu değil. Denetim elemanları ise yıllardır ihmal edilmiş olmanın verdiği bir olumsuz motivasyonla programlara yönelik güçlü bir sahip çıkma duygusundan uzaklar. Bakanlık özellikle ilköğretim müfettişlerine yönelik uyguladığı sağırlar diyaloğunu terk etmedikçe bu motivasyonun düzelmesini beklemek hayal olacak gibi görünüyor.

Öğretmenlerde eğitim öğretim faaliyetleri konusunda, program konusunda bütüncül, sistemli bir bakış açısı büyük çoğunluğunda yok denebilecek düzeyde. Yeni programların uygulamaya geçirilmesinden önce genelde okullarda yaşanan durum planlar hazır olarak alınır, bu planlara göre ders defterleri doldurulur, programda var olan temel bazı bilgi, beceriler de kazandırılmaya çalışılırdı. Her öğretmen uzun yıllar boyunca deneme yanılmayla edindiği tecrübeye göre öğrencilerine yönelik okuma, yazma, anlama, matematiksel işlem becerileri kazandırma konusunda geliştirdikleri kişisel teknikleri kullanırlardı. Öğrencilere yönelik etkin, objektif ve kısa vadeli ölçme değerlendirme çalışmaları yapılamadığı için öğrencilerde var olan eksikliklerin görülmesi kısa vadede mümkün değildi. Yapılan OKS veya ÖSS sınavları öğrencilerin durumlarına ilişkin bir veri ortaya koyardı. Ancak yeni programların uygulamaya geçirilmesi ile birlikte ölçme değerlendirme çok farklı bir konuma oturdu. Yeni programda ölçme değerlendirme sistemin neredeyse bel kemiği durumunda. Fakat okullarda görev yapan öğretmenler ne program konusunda ne de ölçme değerlendirme konusunda yeterli bilgiye sahip değiller. Bu bilgisizlik programın uygulanmasının önündeki en önemli engellerden birisidir. Öğretmen program alanında özel bir eğitim almamışsa program değerlendirme, yorumlama, çevre-öğrenci seviyesine göre uyarlamada büyük yetersizlikler yaşamaktadır. Programın içeriği, öğrenme öğretme süreci, değerlendirme gibi kavramlar öğretmenlerin literatüründe olmayan, ne olduğu bilinmeyen kavramlar. Bir bakıma yeni olan bu kavramların öğretmenler tarafından doğru anlaşılması, doğru kullanılması programların başarısı açısından büyük önem arz ediyor.



Görüş, öneri ve eleştirileriniz için...

Ali Hikmet DEMİR

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
sevim karaman



Kayıt: 02 May 2006
Mesajlar: 3389

MesajTarih: Çrş Şub 27, 2008 10:29 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

öğretmenlerin yetiştirilmelerinde eğitim süresinin 70'li yıllardan bu yana liseden üniversite hatta yüksek lisans mezunu olmaya kadar uzamış olması, değişen zamanla, koşullarla, ihtiyaçlarla açıklanacağı gibi; aynı dönemlerde Avrupa ülkelerinde de benzer süreçlerin yaşandığı görülebilir. öğretmen niteliklerinin geliştirilmesi çabaları olarak açıklayabileceğimiz bu düzenlemelerde farklılıkları tümüyle ortadan kaldırmak mümkün olmasa da hizmetiçi eğitim çalışmalarıyla bu açıklık kapatılabilir diye düşünüyor insan. tabi hizmetiçi eğitim alanlarının belirlenmesi, planlama, hazırlık, uygulama süreçlerinin nasıl düzenlendiği ve uygulandığı önemli hem uygulayıcılar hem de hizmetten yararlananlar açısından. hizmeti sunanların yasak savma yaklaşımları, hizmet alanların "nerden çıktı şimdi bu, ne öğrendik, niye geliyoruz........ gibi yakınmaları ve olumsuz bakışları..her iki taraftada inançsızlık... öğretmen niteliklerinin geliştirilmesinde en büyük engeller gibi geliyor bana.. nitelik gelişiminin bir ihtiyaç, bir gereklilik olarak kabul edilmesi durumunda aslında eğitim sürelerindeki farklılık- ki bu neredeyse ortadan kalktı denilebilir- değişik kaynaklardan gelmiş olma, tecrübe veya tecrübesizlik işbirliği içinde, iletişimin gelişmesiyle bilgi alışverişiyle bir zenginlik olarak ta kabul edilebilir.
Yenilenen programların eğitim öğretim çalışmalarında doğru ve düzenli uygulanması amacıyla hazırlanan programlar, kılavuz kitaplar ve çalışma kitapları, her konuyla ilgili yeterli açıklamaların yapılmış olması ve yeterli etkinlik örneklerine yer verilmiş olmasının programların uygulayıcısı olarak öğretmenlerin işini kolaylaştırdığı bir gerçek. Ancak aynı zamanda bu hazır materyallerin kullanılmasının kullananlar açısından programın öğrenildiği, özünün felsefesinin kavranıldığı anlamını çıkarmalımıyız. Neyi, nasıl uygulayacağını gösterme, aynı şeyleri aynı şekilde öğreteceksiniz olarak mı yorumlanmalı. her yerde, her okulda her sınıfta uygulanıyor olması, yeri, mekanı, çocuğu aynılaştırma, tekleştirme,bir-leştirme sonucunu doğurabilir mi zaman içinde..Bu uygulamaların kolaycılığı desteklediği düşünülebilir mi?Öğrenci merkezli eğitim programının hazırlanmış olması öğrenci merkezli eğitim anlayışının özümsendiği ve uygulandığı anlamına mı gelmeli?

Programın uygulanması sürecinde çeşitli ölçme araçları kullanılarak "sürecin" ölçülmesinin uygulamanın başarısı için bir zorunluluk olduğunu hatırlarsak bırakın doğru ölçmeyi sürecin ölçüldüğünü söyleyebilir miyiz?

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa -> Yeni Öğretim Programları Değerlendirmeleri Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.068