birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa birlikteyizbiz
Öğretmenler için, öğretmenlerle elele...
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Create your own forum on ForumUp.com, It's free, powerful, and fast! :-)
Yeni Öğretim Programlarını İnceleme ve Değerlendirme Raporu

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa -> Yeni Öğretim Programları Değerlendirmeleri
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
birlikteyizbiz



Kayıt: 27 Nis 2006
Mesajlar: 4686

MesajTarih: Pzr Hzr 25, 2006 11:13 pm    Mesaj konusu: Yeni Öğretim Programlarını İnceleme ve Değerlendirme Raporu Alıntıyla Cevap Gönder

Yeni Öğretim Programlarını İnceleme ve Değerlendirme Raporu
30 Mayıs 2005


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!




Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


_________________
“Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billâhi!"

Halide Edip ADIVAR
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
sevim karaman



Kayıt: 02 May 2006
Mesajlar: 3389

MesajTarih: Pzr Tem 02, 2006 2:09 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

teşekkürker musa öğretmenim
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
elif_f



Kayıt: 13 Ksm 2006
Mesajlar: 2
Konum: zonguldak

MesajTarih: Prş Eyl 13, 2007 1:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

teşekkürler öğretmenim.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
ahdemir



Kayıt: 27 Ekm 2007
Mesajlar: 12

MesajTarih: Cmt Ekm 27, 2007 1:14 pm    Mesaj konusu: yeni programlar Alıntıyla Cevap Gönder

Programlara Yönelik Tereddütler

Programlara dair olumlu ve olumsuz bir çok değerlendirme yapılıyor. Ben de bu konuda bazı kişisel gözlemlerime dayalı olarak geliştirdiğim değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Programlara yönelik yapılan her şey çok iyi olmadığı gibi her şeyi çok kötü olarak görmek ve değerlendirmek de haksızlık olur. Öncelikle olumsuzluklara dair değerlendirmeler üzerinde durmak istiyorum. Zira iyi olanı iyi olarak anmak belki fazla bir katkı sağlamayabilir. Ancak eleştiriler ortaya konursa belki bu konularda acilen bir şeyler yapılabilir.

1. Yeni tekniklerin, yöntemlerin anlaşılması, kavranması ve uygulanmasında yaşanan sorunlar var.

2. Programın oturması yönünde gereken çaba gösterilmiyor.

3. Öğretmenler eski alışkanlıklarını hala bırakmış değiller.

4. Etkin bir değerlendirme yapılmıyor.

5. Uygulamanın yerleşmesi için gereken önlemler yeterince alınmıyor. Alınan önlemler varsa bunlar kimseyle paylaşılmıyor.

6. Uygulamanın yerleşip yerleşmediğine ilişkin veri toplanmıyor. Ön kabullerle hareket ediliyor. Uygulama oturdu diye düşünülüyor.

7. Öğretmen programın anlaşılması konusunda yeterince eğitime alınmadı.

8. Programın oturması yönünde ilk yılki çaba, gayret yok gibi görünüyor.

9. Yıl içinde başta veya yıl içinde birkaç yazı çıkarma dışında bir şey yapılmıyor gibi.

10. Değişik yollardan veriler toplanması gerekiyor.

11. TTKB’de yayınlanan değişiklikler öğretmenler tarafından okunup anlaşılıyor ve hemen ardından doğru bir şekilde uygulanıyor diye kabul ediliyor.

12. Denetim elemanları yeterince etkin kullanılmıyor. Denetim elemanları program konusunda yeterince eğitime tabi tutulmadı.

13. Bakanlık sanki programı gözden çıkarmış ama ilan edilmemiş bir durum söz konusu gibi görünüyor.

Şimdilik bu kadar yeter. Bu maddelerin her biri üzerinde ayrıntılı olarak durulması gerekiyor.




Ali Hikmet DEMİR

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
sevim karaman



Kayıt: 02 May 2006
Mesajlar: 3389

MesajTarih: Prş Ksm 01, 2007 8:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

13. Bakanlık sanki programı gözden çıkarmış ama ilan edilmemiş bir durum söz konusu gibi görünüyor.

diğer cümlelerinize katıldığımı belirtmek isterim hele her maddenin ayrıntılı açıklanması, tartışlması gerektiği görüşünüze.

özellikle bu maddeyi aldım. çünkü bende çok kocaman bir soru işaretine yol açtı.programın gözden çıkarılmış olması!!! bir başarısızlık kabullenmesi mi??

diğer maddeler hazırlıksızlıkla, ön hazırlıkların yeterince yapılmış olmaması anlamaya doğru uygulamaya ilişkin eğitim sürecinin eksik yapılmış olması(hatta çoğu kez yasak savma gibi), yeterli geribildirim alınmamış olması, programın uygulama sürecinin doğru değerlendirilmemiş olması...................... çoğaltılabilir veya daha açılabilir ama tüm bu sayılanlar programın uygulanamaz olduğu anlamını mı çıkarmalıyız.

_________________


En son sevim karaman tarafından Cum Ksm 02, 2007 7:46 am tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ahdemir



Kayıt: 27 Ekm 2007
Mesajlar: 12

MesajTarih: Prş Ksm 01, 2007 9:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

"
Alıntı:
13. Bakanlık sanki programı gözden çıkarmış ama ilan edilmemiş bir durum söz konusu gibi görünüyor.

diğer cümlelerinize katıldığımı belirtmek isterim hele her maddenin ayrıntılı açıklanması, tartışlması gerektiği görüşünüze.

özellikle bu maddeyi aldım. çünkü bende çok kocaman bir soru işaretine yol açtı.programın gözden çıkarılmış olması!!! bir başarısızlık kabullenmesi mi??

diğer maddeler hazırlıksızlıkla, ön hazırlıkların yeterince yapılmış olmaması anlamaya doğru uygulamaya ilişkin eğitim sürecinin eksik yapılmış olması(hatta çoğu kez yasak savma gibi, yeterli geribildirim alınmamış olması, programın uygulama sürecinin doğru değerlendirilmemiş olması...................... çoğaltılabilir veya daha açılabilir ama tüm bu sayılanlar programın uygulanamaz olduğu anlamını mı çıkarmalıyız."


Programların uygulanmasına dair veriler yaklaşık dört yıldır bakanlığın elinde toplanıyor. Program uygulamaya girdiği andan itibaren eleştirenler ve savunanlar oldu. Her iki tarafın haklı olduğu yönler de vardı. Programın hazırlanması aşamasında yapılan çalışmalar, araştırmalar ve tartışmalara bir şey diyecek değiliz. Ancak tüm eğitimcilerin kabul ettiği gerçeklerden birisi de programların teorik olarak çok güzel yazılabileceği fakat yazılan programların uygulanmasının ayrı bir alan olduğu hususudur. Bu programlar bilimsel olarak gerçekten çok sağlam temellere dayanıyor olabilir ancak uygulamada büyük sorunlar yaşandığı da bir gerçektir. Öğretmenler programın mantığını hala kavramış değiller. Kavramış olanlarsa uygulamaya geçirirken milli eğitim müdürlüğünü, velileri, meslektaşlarını, öğrencileri, idarecileri aşarak uygulamaya geçmede büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Milli eğitim bakanlığı illeri OKS’deki başarı durumuna göre sıralıyor. Milli eğitim müdürleri kendi sıralarını daha üstlere taşımak için illerdeki müdür ve öğretmenleri sıkıştırıyor. Dolayısıyla öğretmenler programı uygulamak ile öğrencileri sınavlara daha iyi hazırlamak arasında sıkışıp kalıyorlar. Aynı zamanda öğrenci velileri öğretmenleri başarılı veya başarısız diye gruplandırırken OKS’deki başarı durumuna bakıyorlar. Böyle olunca öğretmenler öğrencilerini yeni programa göre yetiştirmek yerine hala sınavlara göre yetiştirmeye devam ediyorlar. Bir bakıma öğretmen programın mantığını anlama yönünde harcayacağı zamanını OKS’ye yönelik olarak öğrencileri yönlendirmede kullanıyor. Sınav baskısı herkesi etkisi altına almış durumda. Bu durum programların uygulanmasını engelliyor.


Programlar hazırlanırken bilimsel bir mantıkla hareket edildi. O kadar bilimsel bir bakış açısı kullanıldı ki öğretmenlerin bu bakış açısına göre eğitim yapabilmeleri için ölçme değerlendirme uzmanlığı, istatistik uzmanlığı, program uzmanlığı, hızlı ve etkili okuma uzmanı gibi bir çok niteliklere sahip olması gerekli oldu. Oysa öğretmenlerin hiç biri bu konularda özel bir eğitime tabi tutulmadı. Bakanlık illerde yapılan derme çatma hizmet içi eğitim faaliyetleri ve program tanıtım seminerleri ile öğretmenlerin program konusunda bilgi sahibi olduklarını kabul etti. Eğitim gündeminde o kadar çeşitli ölçme değerlendirme aracının adı dolaşıyor ki bunların ne anlama geldiğini bilen kişi sayısı çok çok az. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu bunların anlamını bilmeden okulda bu işi bir şekilde yapmış olan öğretmenin kullandığı formları çoğaltıp dosyaya koyuyor. Programın mantığına dair okul yöneticileri zaten hemen hiçbir şey bilmiyorlar. Diğer yöneticiler ise günlük işlerden başlarını kaldırıp program uygulamaları nasıl gidiyor diye bakamıyorlar.


Okullarda her şey kağıt üzerinde var gibi. Ancak sınıflarda her şey eskisi gibi aynen devam ediyor. Farklı bir şeyin olabilmesi mümkün değil. Zira öğretmenler bu yeni uygulamalar hakkında yeterince bilgi sahibi değiller. Bilgi sahibi olanlar ise kılavuz kitaplardaki etkinlikleri nasıl uygulayacaklarını, yapılan uygulamalar sonucunda ölçme değerlendirmeleri nasıl çoğaltıp uygulayacaklarını, uyguladıktan sonra nasıl değerlendireceklerini, genel ve özel becerileri, ara disiplinleri nasıl dikkate alarak öğrenme faaliyetlerini yürüteceklerini, hele bir de birleştirilmiş sınıflı bir okulda ise veya öğrenci sayısının fazla olduğu bir okulda ise bunları nasıl uygulayacağını, yapılan değerlendirme sonrası ortaya çıkan yetersizlikleri nasıl ve ne zaman gidereceklerini kara kara düşünüyorlar.,

Programların BSİO'lardaki uygulanması konusu ise tamamen apayrı bir sorun. Bu sorunlara karşı daha önce çıkarılmış baştan savma hazırlanmış on sayfalık doküman dışında başka bir şey yok. Bu ise programla alakası olmayan hususları içeriyor.

Bütün bunlara bakınca bende acaba bakanlık programı gözden çıkardı da açıklayamıyor mu şüphesini doğuruyor.
Bakalım bu iş nereye kadar sürecek. Bekleyip göreceğiz.

Ali Hikmet DEMİR

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
ahdemir



Kayıt: 27 Ekm 2007
Mesajlar: 12

MesajTarih: Prş Ksm 01, 2007 9:32 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Yeni Programlara Dair Değerlendirme-1

Milli Eğitim Bakanlığı 2000’li yılların başından itibaren uluslar arası düzeyde yapılan sayısal, sözel ve diğer değişik alanlardaki sınavlarda görülen öğrenci başarısızlığının nedenleri üzerinde kafa yorarken sebebin ezberci eğitim anlayışından kaynaklandığı kanaatine varmış ve çözüm olarak öncelikle programlarda köklü değişiklikler yapılması gerektiğini düşünerek bu yönde çalışmalara başlamıştır. 2003 yılında ülke çapında belirlenen bazı illerdeki yaklaşık yüz yirmi civarındaki ilköğretim okullarında ön uygulamalar yapılarak yeni programların uygulanmasına başlanmıştır. 2005-2006 öğretim yılından itibaren tüm ülkedeki ilköğretim okullarının 1-5. sınıflarında, bir sonraki yıldan itibaren de kademeli olarak 6, 7. ve 8. sınıflarda yeni programlar devreye sokulmuştur. Yeni programlar son üç yıldır ülkemiz ilköğretim okullarında uygulanmaktadır. Yeni ilköğretim programlarının geliştirilmesine, uygulanmasına yönelik olarak çok değişik tartışmalara şahit oluyoruz. Programları her yönden destekleyenler olduğu gibi aceleye getirildiği, yeterince denenmeden, gözden geçirilmeden, alt yapısı hazırlanmadan okullarda karmaşaya yol açıldığını iddia edenler de var.

Yeni ilköğretim programları ile öğrencilerin ezberci eğitim anlayışından kurtulacağı, öğrencilerin daha aktif hale getirilip öğrenmekten zevk alır hale getirileceği, öğrenmeyi öğrenmenin öğretileceği, bilgiyi doğrudan aktarma yerine öğrencilerin bizzat etkin olarak katıldığı faaliyetlere dayalı etkinliklerle kendi geçmiş yaşantılarından hareketle daha iyi öğrenir hale getirileceği, düşünme, sorgulama, iletişim ve etkileşim kurma gibi bir takım becerilerini en üst düzeyde geliştireceği düşünülmektedir. Yine yeni programlarla öğrencilere sadece bilgi değil beceri, tutum, değer, davranış gibi hayatın her alanına yönelik yeterlikler kazandırılması hedeflenmektedir. Bu amaçla öğrencilerin bir takım genel ve özel becerileri kazanmaları, edindikleri yeterlikleri başka alanlara transfer etmeleri de programla kazandırılmak istenen diğer niteliklerdir. Yeni programlar özellikle ölçme değerlendirme sürecine getirdiği yeniliklerle kendini önceki programlardan büyük oranda farklılaştırmaktadır. Eski programları ürün değerlendirme odaklı olarak görüp eleştiren yeni program öğrenme sürecinin başından sonuna kadar tüm aşamaları, özellikle de bireysel ayrılıkları dikkate alarak sonuçlandırma iddiasındadır.

Program eğitim öğretim faaliyetlerinin teorik yönünü oluşturmaktadır. Eğitim öğretim faaliyetleri sınıfta, okulda, çevrede çeşitli şekillerde yapılmaktadır. Program bu faaliyetlerin daha planlı, sistemli bir şekilde yapılmasını sağlamaya çalışır. Program eğitim öğretim faaliyetlerinin içinde yer alan bir çok unsurdan sadece birisidir. Bu yönüyle programlarda yapılan değişiklikleri eğitim öğretimde büyük değişiklikleri sağlayabilecek tek faktör olarak görmemek gerekir. Bilimsel çalışmalara yönelik olarak yapılan değerlendirmelerde teori ile uygulama arasında var olması gereken dengenin önemi benzer şekilde programların hazırlanmasında ve uygulanmasında ve değerlendirilmesinde de mutlaka dikkate alınması gerekir. Program, programın uygulayıcıları, uygulamaların yapıldığı yerler olan okullar, okulların alt yapıları, imkanları, okulların içinde bulunduğu çevre, okulların bağlı bulunduğu genel eğitim sistemi, bu sistemin dizaynı, işleyişi gibi bir çok değişik faktör teori ile uygulama arasında dikkate alınması gereken dengeyi olumlu veya olumsuz doğrudan etkileyebilen hususlardır. Programları teorik olarak çok etkili bir biçimde hazırlamış olmak programların uygulandığı yerler olan eğitim öğretim süreçlerini de aynı düzeyde etkili kılacak anlamına gelmemektedir. Bu yönüyle programların uygulanmasında karşılaşılan sorunlar üzerinde özellikle durulması gerekmektedir. Şöyle ki yukarıda sayılan bir çok unsurdan birisi olan öğretmen faktörü açısından durumu değerlendirecek olursak yeni program olsun veya eski programlar olsun hazırlanan tüm programların uygulanmasında öğretmenlere oldukça büyük görevler düşmektedir. Yeni program öğretmen unsuruna da büyük sorumluluklar yüklemektedir. Yeni programla birlikte getirilen yenilikler öğretmenlerin yükünü daha da arttırdı. Öğretmen eğitim öğretim faaliyetlerinin yürütücüsü, denetleyicisi, değerlendiricisi ve yeniden organize edicisi olarak hem eğitim öğretimi planlayacak, hem süreci işletip yönetecek hem de süreci ve sonucu değerlendirecek. Değerlendirme sonucunda yeniden gerekli düzenlemeyi yapacak. Bu çalışmaların altından öğretmenin tek başına kalkabilmesi mümkün görünmemektedir. Yeni programda öğretmenden beklenen rollere bakıldığında on bir farklı rol belirlendiği görülmektedir. Tüm bu rolleri öğretmenin sınırlı bir zaman süresi içinde, sınırlı bir mekanda ve sınırlı bir yetki ile yerine getirebilmesini beklemek hayalcilikten öte bir şey değildir. Bu roller programda şöyle sıralanmaktadır; Öğrenci çalışmalarına rehberlik etme, Kaliteyi artırmak için meslektaşlarıyla işbirliği yapma, Öğrencilerini grupla çalışmaya yönlendirme, Öğrencilerin sağlıklı ve güvenlik içinde olmalarını sağlama, Öğretimi planlama, Sınıf içi etkinliklerde bireysel ayrılıkları dikkate alma, Öğrencilerin gelişimlerini ölçme ve değerlendirme, Aktif olarak öğrenme, Öğrenciye model olma, Kişisel, sosyal ve kültürel eğitimi kolaylaştırma, Beceri ve kişisel niteliklerin kazanılmasına yardım etme, Aile ile işbirliği yapma gibi ilk anda sayılabilecek roller öğretmenden ilk anda beklenenlerdir. Bu rollerin her birine ayrıntılı olarak bakıldığında her birinin gerçekleştirilmesinde öğretmenin kişisel, sosyal, eğitsel, kültürel yeterliklere sahip olmasını gerektirmektedir.

Rollerin yerine getirilmesi sürecinde öğretmenin uzman bir ölçmeci, uzman bir gözlemci, uzman bir eğitmen, uzman bir sosyal hizmet uzmanı gibi davranması beklenmektedir. Bunlardan başka öğretmenin programlarda kazandırılması gereken genel ve özel becerilerden haberdar olarak ders işlemesi, derslerdeki etkinliklerin düzenlenmesi ve uygulanmasında ilişki kurulması gereken ara disiplinlerden de haberdar olması gerekmektedir.

Öğretmenlerin yeni programların felsefesi, uygulanması, değerlendirilmesi, konularında yeterli bilgiye sahip oldukları hususu ise şüphelidir. Programların uygulanmaya başlandığı ilk yılda kısmen yoğun bir çalışmadan söz edilebilse de sonraki yıllarda bu yoğunluğun devam ettirildiğini söylemek zor görünmektedir. Öğretmenlerin programları henüz yeterince kavradıklarını, doğru bir şekilde uygulayabildiklerini, programların kendilerinden beklediği rolleri istendiği şekilde oynayabildiklerini söylemek için elde yeterli veri bulunmamaktadır. Ancak programların ölçme değerlendirme uygulamalarının, ölçme değerlendirmede kullanılması gereken geleneksel ve alternatif ölçme araçlarının etkin bir şekilde kullanılabildiğini, eğer yapılabiliyorsa değerlendirmelerin sonuçlarının gerektirdiği çalışmaların etkin bir şekilde yapılabildiğini, programların aileye yönelik kısımlarının doğru bir şekilde uygulanabildiğini söylemek zor görünmektedir.

Ali Hikmet DEMİR
Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
sevim karaman



Kayıt: 02 May 2006
Mesajlar: 3389

MesajTarih: Cum Ksm 02, 2007 6:30 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Alıntı:
Yeni programda öğretmenden beklenen rollere bakıldığında on bir farklı rol belirlendiği görülmektedir. Tüm bu rolleri öğretmenin sınırlı bir zaman süresi içinde, sınırlı bir mekanda ve sınırlı bir yetki ile yerine getirebilmesini beklemek hayalcilikten öte bir şey değildir. Bu roller programda şöyle sıralanmaktadır; Öğrenci çalışmalarına rehberlik etme, Kaliteyi artırmak için meslektaşlarıyla işbirliği yapma, Öğrencilerini grupla çalışmaya yönlendirme, Öğrencilerin sağlıklı ve güvenlik içinde olmalarını sağlama, Öğretimi planlama, Sınıf içi etkinliklerde bireysel ayrılıkları dikkate alma, Öğrencilerin gelişimlerini ölçme ve değerlendirme, Aktif olarak öğrenme, Öğrenciye model olma, Kişisel, sosyal ve kültürel eğitimi kolaylaştırma, Beceri ve kişisel niteliklerin kazanılmasına yardım etme, Aile ile işbirliği yapma gibi ilk anda sayılabilecek roller öğretmenden ilk anda beklenenlerdir. Bu rollerin her birine ayrıntılı olarak bakıldığında her birinin gerçekleştirilmesinde öğretmenin kişisel, sosyal, eğitsel, kültürel yeterliklere sahip olmasını gerektirmektedir.


Değerli öğretmenim önce teşekkür ediyorum açıklamanız için. Sizden öğrendiklerimiz için, sizden öğreneceklerimiz için.

Yine her cümlenin, her paragrafın açıklanması, düşünülmesi tartışılması gereken değerli bilgilerden oluştuğunu söylemek isterim. ancak yine de hem metinle ilgili hem de genelde gözlemlerle ilgili yazılanların soyut olduğunu öğrenmenin, kendini geliştirmenin örneklere dayalı daha somut açıklamalarla desteklenmesi gerektiğini düşünmekteyim.

Eğitim programları, öğretim, program yaklaşımları, uygulamalar, ölçme ve değerlendirme.... gibi alanlara ilişkin teorik, bilimsel içerikli yazılar, makaleler, değişim ihtiyacı açıklamaları her programın uygulanmaya başlamasından sonra yazılmaya, söylenmeye başlanır.Düzeltme, geliştirmeye de yönelik bu çalışmaların programın uygulanmasından yıllar önce başladığı özellikle 90'lı yıllardan itibaren daha yoğun bir şekilde tartışıldığı düşünülürse, programın teorik alt yapısının sağlamlığını kabul edebiliriz sanırım.. kaldı ki bu alt yapı yine yıllardan bu yana yapılan uygulamalarda görülen eksikliklerin üzerine, onları tamamlamak, değiştirmek ve geliştirmeye yönelik olarak hazırlanır. Eksikliklerin tespit edilmesinde değişik konularda istenen raporlar, inceleme ve araştırma yazıları, öğretmenlerin gözlem ve değerlendirmeleri yanında müfettişlerin yaptıkları gözlem ve değerlendirme
sonuçları sayılabilir. bunkar hem MEB' e eğitim ve öğretimi geliştirme çalışmaları için hem de öğretmen ve okul yönetimleri için kaynak oluşturmaktadır.

Okulların fiziki şartlarının elverişli olmaması, sınıf mevcutlarının kalabalık olması programın uygulanmasında çok ciddi engellerdir. Ama başarı bütün olumsuzluklara rağmen çözüm üretebilmek, sorun çözmek ve dezavantaj dediğimiz şeyleri avantaja dönüştürebilmek değilmidir. imkansızlıklarımızı biliyor ve konuşuyoruz. konuşmadığımız şey bütün bu imkansızlıklar içinde başardıklarımız, yaptığımız, yapabildiğimiz güzel şeyler. Asıl motive edecek olan, yüreklerdirecek olan şeyler onlardır sanırım. somut örnekler, açıklamalar getirmeliyiz. "örnek uygulamalarımızı" anlatmalıyız. Öğretmen portalının açık olduğu zaman bir öğretmen arkadaşımız - birleştirilmiş sınıfı okutuyor. bilgisayarı var ancak ADSL yok internete girmek kaynak araştırmak nir hayli zor onun için çok sınırlı olanakları var.

- öğretmenim okul bahçesinin az ilerisinde dere akıyor. oraya gittik çocuklarla. dereye baktık, suya dokunduk, konuştuk derenin "d" sini, açık hece olarak "de" yi orada öğrendik. çok keyifli bir ders oldu. öğrenciler çok güzel öğrendi" diye anlatmıştı hem yaptığı çalışmayı hem sevincini. internet çıktısı "d" harfi kartı olmadığı için çocukları öğrenmemelimiydi.

Öğretmenlerin eksiklikleri, öğrenmedeki yetersizliklerine gelince - yine aynı süreç içerisinde uygulanan hizmetiçi eğitim çalışmaları düşünülürse geliştirmeye yönelik etkinliklerin azımsanmayacak kadar çok olduğu kabul edilmelidir. buna rağmen hala var olan eksikliklerin, uygulamadaki yetersizliklerin değişimi reddetme, değişime direnme, var olan alışkanlıkları sürdürmenin daha kolay gelmesi..... gibi sebeplerle de açıklanması gerekmektedir. burada öğretmenlerin görev tanımı. üzerine basarak, koyu renklerle yeniden yapılmalıdır.

öğretmen yetiştiren kurumların yeni programlar doğrultusunda derslerini düzenlediği düşünülürse sorun halen çalışanlarla ilgilidir. Yukarda alıntı yaptığım öğretmenlerle ilgili açıklamalarınızda benim soru işaretim programın öğretmenlerden beklediği mi yoksa öğretmenlerin günümüzde daha zengin donanımlara sahip olmaları, öğretmenlerin yukarda belirttiğiniz özellikleri içinde barındıran kişiler olması gerektiği mi?????

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ahdemir



Kayıt: 27 Ekm 2007
Mesajlar: 12

MesajTarih: Pzr Ksm 04, 2007 9:35 pm    Mesaj konusu: Yeni programların Değerlendirilmesi Alıntıyla Cevap Gönder


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


Ali Hikmet DEMİR
2004-2005 eğitim öğretim yılından itibaren uygulamaya konulan ilköğretim programları eğitim öğretim faaliyetlerini kökten değiştirme iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Programın getirdiği yeniliklere bakılınca bu iddianın büyük oranda haklılık payının olduğu söylenebilir.
Yeni öğretim programlarında, öğretmene “öğretici” yerine “ortam düzenleyici”, “yönlendirici” ve kolaylaştırıcı” roller yüklenmektedir. Öğretmenin temel rolü öğrenme öğretme ortamını düzenlemek, etkinlikler konusunda öğrencilere rehberlik yapmaktır. Öğretmene rehberliğin yanı sıra işbirliği sağlayıcı, yardımcı, kolaylaştırıcı, kendini geliştirici, planlayıcı, yönlendirici, bireysel farklılıkları dikkate alıcı, sağlık ve güvenliği sağlayıcı roller verilmiştir. Bu yönüyle öğretmenlerin görev ve sorumluluklarının önceki programlarda belirlenenlere göre daha fazla arttığı görülmektedir. Öncelikle öğretmenler eğitim öğretim sürecinin başından sonuna kadar sınıfta etkin olmak zorundadır. Ancak öğretmenin etkinliği öğrencilere her şeyi yaptırma yönünde bir inisiyatif kullanma değil tersine öğrencileri aktif hale getirici, onları bireysel ve grup çalışmalarına yöneltici bir rehber işlevini görme şeklinde olması gerekmektedir.
Yeni programlarda öğrenme-öğretme süreçleri ve öğretmenin rolü önceki programlara göre daha ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. Bilgi ve becerilerin edinimi ile ilgili uygulama sürecine dönük öneriler yapılmış ve “Etkinlik Örnekleri” verilmiştir. Ancak etkinliklerin örnek niteliğinde olduğu ve uygulamada bireysel farklılıklar ve çevresel koşullar dikkate alınarak esnek olmanın gereği üzerinde durulmuştur. Yeni programlar sınıf içi eğitim öğretim çalışmalarını etkinlik tabanlı öğrenme modeline göre düzenlenmesini istemekte dolayısıyla öğretmenin öğrencilere konuları anlattığı, okuttuğu, sorular sorduğu öğretmenin aktif-verici öğrencinin pasif-alıcı konumda olduğu bir işleniş şeklinden öğrencilerin drama, rol oynama, grup çalışmaları gibi değişik yöntem ve teknikler kullanılarak etkinlik yapmalarının, bu etkinlikler aracılığıyla bilgi, beceri, değer, duygu edinmelerinin sağlanmasını hedefleyen bir işleniş şekline geçilmesi gerekmektedir.
Önceki programlarda “ amaç”, “hedef” ve “hedef davranışlardan” bahsedilirken yeni programda bu terminoloji terk edilerek yerine “kazanım” ifadesi kullanılmıştır. Bununla yapılmak istenen öğrencilerin sadece bilgi kazanarak bunu davranış haline getirmeleri yerine bilgiyi, davranışı, beceriyi, duyguları, sosyal ilişkileri ve daha diğer pek çok kişisel, toplumsal niteliğin öğrencilere verilmesi hedeflenmektedir. Kazanım kavramıyla aslında eski sistem tamamen atılmış, değiştirilmiş değildir. Tersine kazanımla eski programlardaki var olan davranışlar da içeriğe dahil edilmiş bunun yanında bireysel ve sosyal diğer niteliklerde eğitim öğretim sürecine dahil edilmeye çalışılmıştır. Bu da bir nebze de olsa ezberci eğitim anlayışını kaldırmayı hedeflemektedir.
Yeni programların beceriler ve diğer disiplinler yanında ara disiplinlere de ağırlık verdiği görülmektedir. Genel beceriler olarak eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, iletişim, problem çözme, araştırma, karar verme, bilgi teknolojilerini kullanma, girişimci olma, kişisel ve sosyal değerlere önem verme şeklinde sıralanırken edinilen bilgilerin hangi alanlara transfer edileceği, hangi alanlarla ilişki kurulacağı hususlarında öğretmenlere açık mesajlar vermektedir. Bu yönüyle bakıldığında öğretmenler sınıflarda etkinlikler aracılığıyla bilgi, görgü, davranışları kazandırmaya çalışırken öğrencilerin kazanacağı becerilere, ilişki kurulacak yan alanlara da dikkat etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla öğretmen derse gelirken bu konularda daha fazla hazırlık yaparak gelmek zorunda kalacaktır. Sınıfta yapacağı etkinliği düşünürken soracağı soruları, vereceği örnekleri önceden düşünmesi, hangi becerilere yoğunlaşacağını düşünerek sınıfta bulunması gerekmektedir.
Yeni programlarda eskiye oranla öğrenme-öğretme sürecinde daha fazla somut araç-gereç kullanımının özendirildiği ve bununla ilgili daha somut örneklerin verildiği görülmektedir. Her etkinliğe yönelik açıklamalar yapılırken kullanılacak araç gereç, sınıfa getirilecek materyaller konusunda öğretmene yol göstermektedir.
Öğrencilerin araştırma, sorgulama, problem çözme ve karar verme süreçlerine katılmasını sağlayacak etkinliklerin kullanılması önerilmektedir. Ayrıca “yaparak-düşünerek” öğrenme etkinliklerinin önemli olduğu vurgulanmakta ve iş birlikli öğrenme stratejilerinin gerektiği ölçüde kullanılması gerekmektedir. Etkinliklerin geliştirilmesinde zaman zaman Çoklu Zekâ kuramından yararlanıldığı görülmektedir. Çoklu zeka kuramı ile her öğrencinin öğrenme stilini dikkate alan öğrenme etkinliklerinin öğretmen tarafından düzenlenmesi istenmekte, bir bakıma bireysel ayrılıklar üzerinde yoğunlaşılması konusunda öğretmene ek görevler getirmektedir. Öğretmenin bunları yapabilmesi için öncelikle öğrencilerini kişilik olarak, sosyal olarak, duygusal olarak ve öğrenmeye etki eden diğer yönlerden tanıması gerekmektedir. Bu ise öğretmen, öğrenci ve aile etkileşimini daha önemli hale getirmektedir.
Yeni programlarda, ölçme ve değerlendirme sadece öğrenmenin sonucunu yani ürünü değil, öğrenmenin başından itibaren gidişatını, sürecini de değerlendirmeye dönük ele alınmıştır. Hem öğrencinin kendini değerlendirmesi için hem de öğretmenin öğrenciyi değerlendirmesi için değişik ölçme aracı örneklerine yer verilmiştir. Bu açıdan önceki programlarda sadece geleneksel ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin örneklendirildiği düşünülürse çeşitliliğin arttığı söylenebilir. Öğretmenin öğrencilerin davranışlarındaki gelişmeleri gözlem yoluyla izlemesi, kazanılan bilgilerin öz değerlendirme, gözlem, öğrenci ürün dosyası, performans değerlendirme, proje, sözlü, açık uçlu ya da çoktan seçmeli sorular ve öğrenci davranışları gözlem formu gibi çeşitli teknikler ve ölçme araçları ile ölçülmesi istenmektedir. Programların getirdiği alternatif ölçme araçlarının süreci değerlendirmede yararlı olacağı açıktır. Ancak bunların uygulanması, değerlendirilmesi, sonuçlarının yeniden ele alınarak gözden geçirilmesi, eksikliklerin giderilmesi konusunda öğretmenlerin, yöneticilerin ve ailelerin birlikte koordineli bir şekilde çalışmaları gerekmektedir. Bu koordinasyonda işin büyük çoğunluğu öğretmene düşmektedir.
Yeni programlarda öğrenciye, dinleyen, alıştırma yapan ve sorulara cevap veren bir rol yerine, sorular soran, problem kuran, problem çözen, tıpkı bir bilim insanı gibi gerekensinim duyulan bilgiyi ortaya çıkarmaya ve değerlendirmeye yönelik faaliyetlere girişen, etkinlikler yoluyla kendi bilişsel yapısını oluşturan aktif bir rol verilmektedir. Programlarda öğrencinin aktif ve bilgiyi yapılandırmacı rolü üzerinde altı çizilerek durulmaktadır. Öğrenci, bilgiye nasıl ulaşması gerektiğini bilen, bilgiye ulaşarak bunu zihninde yeniden yapılandıran, sonunda da yeni bilgi üretebilen bireydir. Bireyler yeni programla birlikte öğrenmede sorumluluk taşıyan kişiler olarak algılanmakta ve öğrenme öğretme sürecine öğretmenle birlikte etkin katılımda bulunmaları istenmektedir. Tüm programlarda incelenen kazanımlara bakıldığında öğretmen merkezli olmaktan öğrenci merkezli olmaya, düz anlatımdan farklı tekniklere yönelme hedeflenmiştir.
Program sadece kağıt üstünde bir belge değil, yaşayan ve bireysel, yerel, çevresel ihtiyaçlara cevap veren etkileşimli bir program olarak düşünülmekte dolayısıyla kılavuz kitaplarla verilmiş örnek etkinliklerin öğretmenleri bağlayıcı düzenlemeler olmaktan çok örnek niteliğini taşıdığı dolayısıyla öğretmenlerin öğrenci seviyesi, okulun içinde bulunduğu çevre şartları ve eldeki araç gereç imkanları dikkate alınarak etkinliklerin yeniden düzenlenebileceği söylenmektedir. Bu yönüyle esnek bir program özelliği taşıdığı söylenebilir. Ancak anılan uyarlama çalışmasının yapılabilmesi programın uygulama sürecinin çok iyi planlanmasını ve izlenmesini gerektirmektedir. Bu konuda da yine yönetici, öğretmen, aile ve denetim elemanlarına büyük iş düşmektedir.
Elbette programlarla ilgili yenilikler sadece bu kadar değildir. Burada yeni programlara yönelik genel değerlendirmeler yapılmaya çalışılmıştır. Her dersin kendine özgü özel yenilikleri de söz konusudur ve bunlar genel programın mantığına uygun olarak şekillendirilmektedir. Programlara dair kapsamlı değişiklikler eğitim sistemi içinde değişim rüzgarının başladığına dair bir işaret olarak algılanabilir. Ancak programlara dair yapılmaya çalışılan yenilikler bu düzeyde kalırsa bunların eğitim sistemine etkisi çok çok sınırlı olur. Bu sınırlı etki olumsuz sonuçlar bile doğurabilir. Bu nedenle sistemi yapılandırma ve işletme yetkisini elinde bulunduran kişilerin programlarda ortaya koymaya çalıştıkları değişimi diğer alanlardaki değişim çalışmalarıyla desteklemesi gerekir. Personelin nitelik ve niceliğinin geliştirilmesi, çeşitlendirilmesi, bakanlığın merkez ve taşra teşkilatlarının yapılanması ve çalışma sistemi, yönetici seçme ve değerlendirme, öğrencilerin her yönden tanınması, geliştirilmesi, yönlendirilmesi, okulların fiziki mekan olanaklarının iyileştirilmesi, personel ödüllendirme sisteminin ve hizmet içi eğitim sisteminin daha etkin hale getirilmesi gibi hemen akla gelen alanlarda ortaya konulması gereken değişim iradesinin bir an önce devreye sokulması gerekmektedir.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
ahdemir



Kayıt: 27 Ekm 2007
Mesajlar: 12

MesajTarih: Pzr Ksm 04, 2007 10:05 pm    Mesaj konusu: Yeni Programlar, öğretmenler, öğretmen yetiştiren kurumlar Alıntıyla Cevap Gönder

***Programların öğretmenlerden beklentileri yanında öğretmenlerin mevcut durumlarının eleştiriye açık bir çok yönünün olduğu ortada. Mevcut duruma yönelik sadece eleştiri yapıp olumlu tarafları hiç yokmuş gibi davranmak, düşünmek bir şeyler üretmeye çalışan insanlara yapılabilecek en büyük haksızlıklardan birisi. Sadece eleştirmek, alternatif sunmamak ön yargılı bir bakış açısı olarak değerlendirilebilir. Programlara yönelik yapılmak istenen değişiklikler tek başına alındığında sistem açısından olumlu bir gelişmedir. Programlarla başlayan değişim başka yönlerde yapılacak ek değişikliklerle desteklendiği takdirde iyiye gidişin en güzel göstergesidir. Ancak değişimin devamlılığını görmek, göstermek önemlidir.
Öğretmen niteliklerinin geliştirilmesi sorununa yönelik yapılacak çalışmalar programla başlatılan süreci takip etmesi gerekmektedir. Öğretmen faktörüne yönelik yapılacak değişim faaliyeti de yeterli değildir. Yönetim kademelerini, denetim kademelerini kısaca insan faktörünü geliştirme sürecinin başlatılmasıyla devam etmelidir. İnsan faktörünü geliştirme süreci sistemin iyileştirilmesi, geliştirilmesi, etkili çalıştırılması sürecini de harekete geçirmelidir.
Sistemin içinde yer alan kişilerin hepsinde tüm bu niteliklerin bir anda bulunmasını beklemek hayalcilikten öteye gitmez. Ancak sistemde üst düzeyde niteliklere sahip olanlarla olmayanların ayırt edilmesi, veya daha nitelikli olanlarla olmayanların, görevini iyi yapanlarla yapmayanların ayırt edilmesi en azından bu yönde bir gidişatın olması olmayacak bir şey değildir.
Bunun sağlanması için sistemin nitelikleri dikkate alan bir düzenlemeye gitmesi gerekmektedir. Bilgiyi, niteliği, başarıyı önceleyen bir sistemin kurulması programların da başarısını getirecektir. Sadece programdaki değişim her şey anlamına gelmemektedir. Belki böyle bir iddiası olan kimse yok denebilir ancak programlarla gidilmeye çalışılan yöne paralel başka adımların atılmakta olunduğunu görmek önemlidir.
Aslında bu gün internetim yok, bilgiye ulaşamıyorum gibi mazeretler üretmek biraz komik kaçıyor. Teknoloji o kadar ilerledi ki. Öğretmenin çalıştığı okulda internet olmasa bile bu gün bilgisayarı olmayan okul neredeyse yok gibi. Köy okulları, BSİO’lar(Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulları) dahi bilgisayarlı. Flash bellekler sınırsız miktarda bilgi taşıma imkanını ucuz bir şekilde sağlıyor. Neyi aradığını bilen bir kişi bir saat içinde internetten sayfalarca doküman indirebilir. Bunu okulundaki, evindeki bilgisayara yükleyip günlerce uğraşacağı bilgi birikimine ulaşabilir. Ancak sorun bilgiye ulaşamama sorunu değil. Ulaşmama sorunu. Teknolojinin geldiği yer konusunda arkadaşlarla bazen konuşurken şunu söylüyorum. Geçmişte okul, kitap, öğretmen yeterli değilmiş ve okuma imkanları sınırlıymış bu nedenle de okuyan insan sayısı azmış derler. Oysa bu gün kitap, okul, öğretmen vb. eğitim öğretim imkanları çok fazla. Ancak geçmişten farklı olarak bu gün insanları, öğrencileri cezbeden o kadar çok şey var ki. İnternet, televizyon, sinema, eğlence vb. dikkati dağıtan o kadar çok çeldirici var ki. Birey tüm bu çeldiricileri aşıp kendisini eğitim öğretime, okumaya vermede zorlanıyor. Geçmişin o imkansızlıklarına karşın bu gün eğitim, öğretim, okuma çok daha zor. Dolayısıyla bu teknolojik imkanlar eğer varsa bireysel ideallere yardımcı olacak şekilde kullanılabilirse çok etkili. Ancak her an seni çalışmaktan da alıkoyabilecek durumda. Bu nedenle olanaksızlıktan çok kendini bu alana yönlendirebilme sorunu var gibi geliyor bana.
Öğretmen yetiştiren kurumların durumu aslında bana çok değişik hususları düşündürtüyor. Öncelikle öğretmen yetiştiren kurumlarımızın kendilerini etkin bir şekilde sorgulamaları gerekiyor. Üniversiteler kendilerini teorik bilginin içine gömmüş durumdalar. Araştırma çalışmalarının yapılması aşamasında uygulamaya dönük bir takım tespitleri olmuyor değil. Ancak özellikle mezunlarını takip etme, alanda karşılaştıkları sorunların neler olduğunu öğrenip öğretmen yetiştirme sistemini yeniden dizayn etme gibi bir durumları yok. Bir çok öğretim üyesi uygulamaya çok yabancılar. Bu nedenle de yetiştirdikleri öğrenciler uygulamanın içine girince sudan çıkmış balığa dönüyorlar. Birleştirilmiş sınıflı okul eğitimi, bireysel ayrılıkları dikkate alan bir öğretim çalışması, sınıf yönetimi, öğrenci davranışlarıyla başa çıkma, eğitim kurumlarının çevreyle ilişkilerini yönetme, teorinin uygulamaya geçirilmesi konusunda büyük sorunlarla karşılaşıyorlar. Oysa üniversiteler öğrencilerine gittiğiniz okullarda karşılaştığınız sorunları bize ulaştırın, öğrencilerimizin karşılaştığı sorunların nedenleri üzerinde bizde çalışalım, okulda buna göre önlem alabilelim diye düşünmeleri gerekir. Ancak şimdiye kadar karşılaştığım öğretmen arkadaşların hemen hiç birinde böyle bir uygulamayı yapan bir üniversiteden mezun olanıyla karşılaşmadım diyebilirim. Öğretmen yetiştiren kurumlar kitapların özellikle de başka ülkelerin eğitim uzmanlarının kitaplarının arasından kafalarını kaldırıp kendi memleketinin sorunlarına eğilmesi gerekiyor. Öğretmen yetiştiren kurumlar öğrencilerine özel eğitim, program geliştirme ve eğitim yönetimi konusunda hemen hiç ders vermiyorlar dersem sanırım çok fazla aşırı ön yargılı davranmamış olurum.

Ali Hikmet DEMİR
Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!

Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
sevim karaman



Kayıt: 02 May 2006
Mesajlar: 3389

MesajTarih: Prş Ksm 08, 2007 6:31 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Değişimin devamlılığını görmek, göstermek düzenli, doğru, sağlıklı geribildirimlerle mümkün değil mi? Ama sanırım herşeyin başında inanmak geliyor. İnanmanız için görebilmelisiniz, farkında olmalısınız. Sizin için bir ihtiyaç olmalı.

Böyle düşündüğümde gerek akademik çevrelerde, gerek doğrudan doğruya okullarda programların uygulayıcıları tarafından, öğretmenler, öğrenci velileri, okul yönetimleri tarafından yapılan şikayetler, değişim beklentileri aklıma geliyor. 68 programının uygulanmaya başlamasından bu yana geçen zaman dikkate alındığında parça parça yapılan düzenlemelere karşılık yine de toplu ve köklü bir değişim, beklentisi vardı diye düşünüyorum. Böyle düşündüğümde gecikmiş bir uygulama diyorum. Ama yine de biraz insaflı olmak, 68 programının tümüyle kitaba, ezbere dayalı bir öğretim modelini önermediğini kabul etmek gerek sanırım. O zaman peki öyleyse neden böyle oldu diyorum. Yaptığımız uygulamalarla öğrenme basamaklarında- bilgi- düzeyinin ötesine geçmeyişimizin sorumlusu sadece program mı? Bizi ezberciliğe götüren kolaycılığın arkasında yatan neden veya nedenler ne? Anlatma- dinleme ve dinlediklerine dayanarak( doğru dinlenmişse öğrenmiş varsayma) onlarca, hatta eklendiğinde yüzlerce sorudan oluşan testlerle yapılan değerlendirmeler.

Aklıma okuma yazma problemi olan bir öğrencim geldi. Test uygulaması yaptığımda aldığı en düşük not iki olurdu. Tesadüflere dayalı cevaplamalarda isabetli işaretlerin sonucu.

Otuz yıl ufak tefek değişikliklerle ve bir yığın eksikliklerle uygulanan bir program ve bu programla yetişen kuşaklar - öğretmenler de dahil.

Üniversite hocalarımızdan biri - ki fakültede diğer hocalar tarafından da paylaşılıyordu. "Dört yıllık eğitim süresince ortaöğretimin eksiklerini tamamlıyoruz" diyordu. Eğitim fakültesi gibi öğretmen adayı yetiştiren bir eğitim kurumunda bu yakınmanın yapılması yetişen "öğretmen" modelinin bir yansıması değil miydi? Ama orta öğretimdeki arkadaşların yakınmaları da benzer şeylerdi. Onlar da ilköğretimde çocukların üst öğretim kurumuna hazırlanmadıklarını orta öğretimde bu eksiklerin tamamlandığı yakınmalarıyla doluydu. Doğruluğu, yanlışlığı tartşılabilir tabiki ama asıl yanlış bu yakınmaları toptan reddetmek olur.

Otuz yıl boyunca birbirine benzeyen insanlar yetiştirdik ve aynı insanlara "zaman değişim zamanı" diyerek bu değişimin mimarları olmalarını istiyoruz. Yeterli hizmetiçi eğitim verilmemiş olması, verilen eğitimlerde -samimi- olunmaması. Eğitimi verecek kişi veya kişilerin isabetli seçilmemiş olması.Sonuçların doğru ölçülmemiş olması ve amacına ulaştığının varsayılması. Yarım öğrenmelerle uygulama beklentisi. Hepsi doğru

Ama diğer taraftan bütün eksiklere rağmen uygulayıcıların anlamak, öğrenmek, uygulamak, sonuç almak için gösterdikleri çabaları görmekte güzel doğrusu. onlar model olacaklar, itici güç olacaklar. Hele çocuklar... Öylesine istekliler ki. yeterki biz engellemeyelim onları eski alışkanlıklarımızla, baskı altına almayalım.

Verdiğim "dere" örneğine gelince o öğretmen arkadaşım bütün imkansızlıklarına rağmen parasını kendi cebinden ödediği internette gerekli araştırmalar yapan, öğrencileri için güzel materyaller hazırlayan veya bulduklarını düzenleyerek çocuklara ulaştıran bir arkadaşımızdı. Birleştirilmiş sınıflı köy okulunda çalışan üretken bir arkadaşımızdı. Orada verilen örnek "çevre"den hareket etmek. bilinenden... bunu yaparken internetten alınan dere resminden çok daha etkiliydiönce "dere"nin kendisini görmek.sonra benzer şekillerle - resimlerle- karşılaştırmak. Very Happy

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ahdemir



Kayıt: 27 Ekm 2007
Mesajlar: 12

MesajTarih: Pzr Ksm 25, 2007 5:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Çocuğa, öğrenciye bir şeyler öğretebilmek için neler yapılması gerekir sorusuna doğru cevap verilebildiği takdirde öğrenme öğretme süreci, eğitim süreci ve bu süreçte kimlerin hangi rolleri nasıl oynamaları gerektiği daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır.


İnsanın bir şeyler öğrenebilmesi için öncelikle öğreneceği konuya ihtiyaç duyması gerekiyor. İhtiyaç duyduğu her konuyu insanlar en iyi şekilde öğreniyorlar. Öğrenilen her şey insanın ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyor. İhtiyacı karşılamayan, işe yaramayan hiçbir şey insan tarafından öğrenilmesi gereken bir husus olarak görülmüyor. Öğrenilmesi gereken hususlar ortaya çıktığında bireyler, insan bunun gereğini yerine getirmeye her zaman hazır oluyor. Öğrenilmesi gereken hususların farkına varmak bu durumda oldukça önemli.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
sevim karaman



Kayıt: 02 May 2006
Mesajlar: 3389

MesajTarih: Sal Ksm 27, 2007 8:27 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ahdemir yazmış:
Çocuğa, öğrenciye bir şeyler öğretebilmek için neler yapılması gerekir sorusuna doğru cevap verilebildiği takdirde öğrenme öğretme süreci, eğitim süreci ve bu süreçte kimlerin hangi rolleri nasıl oynamaları gerektiği daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır.


İnsanın bir şeyler öğrenebilmesi için öncelikle öğreneceği konuya ihtiyaç duyması gerekiyor. İhtiyaç duyduğu her konuyu insanlar en iyi şekilde öğreniyorlar. Öğrenilen her şey insanın ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyor. İhtiyacı karşılamayan, işe yaramayan hiçbir şey insan tarafından öğrenilmesi gereken bir husus olarak görülmüyor. Öğrenilmesi gereken hususlar ortaya çıktığında bireyler, insan bunun gereğini yerine getirmeye her zaman hazır oluyor. Öğrenilmesi gereken hususların farkına varmak bu durumda oldukça önemli.


çocuğu tanımakla, anlamakla başlıyor herşey sanırım. gelişim özelliklerini bilmek. kendi aile çevresi, sosyal çevresi, koşulları içinde değerlendirebilmek

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
sevim karaman



Kayıt: 02 May 2006
Mesajlar: 3389

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 11:44 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Ama daha da önemlisi çocuğun kendini tanıması, anlaması, ihtiyaçlarının farkına varması, ilgilerini keşfetmesi için ona yardım etmek, rehberlik etmek, desteklemek, önünü açmak gerekiyor.

Bunun için ne yapmalıyız? nasıl yapmalıyız.? kendimize hangi soruları sormalı ve yanıtlar almalıyız.

Can 'ın öğretmeni geldi aklıma şimdi. Geçen yılki öğretmeniyle görüşmek istediğini söyledi odama uğradığında.

- Nihayet anne baba Can' ı araştırma hastanesine götürmüşler. Doktor benim sınıfta gözlemlediğim davranışlara ilişkin sorular sormuş. Geçen yılki öğretmeniyle görüşüp ana sınıfındaki davranışları ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak istiyorum. Bu işimi daha kolaylaştırıcak hem de daha kolay iletişim kurabileceğim, belki gözden kaçırdığım şeyler olabilir.

- Sevindim" dedim. sevindim de gerçekten.

çocuğu tanımaya çalışırken sınıf içinde gözlemliyoruz. arkadaşlarıyla, akran gruplarıyla ilişkileri, anne- babayla görüşüyoruz. evde, aile çevresindeki tutum ve davranışları, yaşantısıyla ilgili bilgi alıyoruz . derslere karşı tutumu hangi dersle daha ilgili, hangisine karşı ilgisiz. nelerden hoşlanıyor, neleri sevmiyor........ onlarca soru ve cevap. kendimize bu soruları sorarken aynı zamanda çocuğa da - bu soruların cevabını alabileceğimiz- değişik ve zengin yaşantılar sunuyoruz... sunuyor muyuz?

_________________
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    birlikteyizbiz Forum Ana Sayfa -> Yeni Öğretim Programları Değerlendirmeleri Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız





Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.103